Aile Diyeti
Kahvaltı seçenekleri
Haftanın altı günü ayrı alternatiften dilediğinizi seçin. Bütün kahvaltıların toplam kalori oranı sadece 250. Yedinci güne ne oldu dediğinizi duyar gibiyim. Pazar günü ( tabii ki çok aşırıya kaçmadan ) istediğiniz gibi bir kahvaltı sofrası hazırlayın ve pazar sabahın keyfini çıkarın.
Corn flakes, meyve suyu ve yoğurt: Bir ufak kaseye corn flakes ile sütü karıştırın. Bir su bardağı şekersiz portakal suyu ve en küçük boy yoğurt ile kahvaltıyı tamamlayın.
Haşlanmış yumurta ve tost : Bir adet haşlanmış yumurta, yağsız beyazpeynirli tost ve şekersiz bir fincan çay.
Domatesin tadı : 1,2 dilim kepek ekmeği2 dilim domates, 1 parça beyazpeynir ve bir su bardağıdomates suyu.
Sosisli kahvaltı : Bir büyük boy sosisi ızgarada pişirin. Yanına dana jambon ve kaşarpeynirinden oluşan yağsız bir tost hazırlayın. Şekersiz bir bardak çayı ihmal etmeyin.
Yoğurdun lezzeti : Bir küçük kap yoğurt, bir adet muz ve bir dilim tost ile birlikte bir fincan şekersiz kahve.
Meyve salatası : Bşer adet kivi, bir adet muz, bir elma ve iki dilim karpuzu diyet yoğurt ile karıştırın. Şekersiz bir fincan çayı unutmayın.
Zevkli akşam yemekleri
Diyeti bie keyif haline getirebilmek için önce onu bir işkence haline getirmek için önce onu bir işkence olmaktan çıkarın. Günün en keyifli öğünü olan akşam yemeklerini hep birlikte zevk haline getirin. Haftanın belirli akşamlarını sebze ve meyve kürü olarak seçin. Kendinize ve ailenize hiçbir sınır koymadan dilediğiniz kadar meyve, sebze yiyin. Ancak, kabuklu olan meyvelerin kabuklarını soymadan... kütür kütür bir elmayı ısıra ısıra yemenin keyfini sürün. biliyoruz sebze özellikle erkekler tarafından tercih edilmiyor. o halde bir günü de balığa ayırmaya ne dersiniz? tabii ki ızgara olmak koşuluyla! zaten balığı parçalamadan yemek çok daha makbul! leziz bir palamut balığını ızgarada yapıp bütün aile birlikte yemek hiç de fena olmaz.
Akşam Yemekleri İçin Alternatifler
Keyifli akşam yemekleri için size üç tane önerimiz var. Bir deneyin bakalım hoşunuza gidecek mi?
Kremalı domates soslu makarna ve yoğurt:
bir porsiyon kremalı domates sosunu 125 gram pişirilmiş spagetti ile karıştırın. üzerine Parmesan peyniri dökün ve mevsim sebzeleriyle servis edin. Yemeğin yanına bir küçük kap yoğurt da alabilirsiniz.
Fesleğen soslu makarna: 200 gram fiyonk ya da burgu makarnanın üstüne fesleğen ilave edin. Üzerine Parmesan peyniri dökün. makarnanın yanına sebze katarak servis edin.
Mantarlı Kereviz: dört adet orta boy kerevizin içini oyun. 250 gram mantar, sivri biber, domates, maydonoz ve dereotunu doğrayı karıştırın. üzeirne sıvı yağ ve bir tatlı kaşığı şeker ekleyerek karıştırın. kerevizlerin içine bu karışımdan koyarak az suyla karıştırın.
Alıntıdır.
MEZGİT BUĞULAMA
Kaç kişilik : 4 Kişilik
Gerekli Malzemeler:
½ kg mezgit
2 adet domates
2 adet yeşil biber
3 yemek kaşığı tereyağı
1 ½ su bardağı su
½ demet maydanoz
3 adet marul yaprağı
Tuz ve karabiber
Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama
Yapılışı:
Balıkçınızdan temizlenmiş olarak aldığınız mezgitleri fileto halinde iri parçalara bölünüz. Yıkadıktan sonra tuzlayıp dinlendiriniz.
Domates ve biberleri halkalar halinde kesiniz. Maydanozu ince kıyınız.
Buğulama yapacağınız kaba marul yapraklarını tabanın tamamını kaplayacak şekilde yerleştiriniz. Üzerlerine parçalanmış ve tuzlanmış mezgitleri yerleştiriniz. Üzerine domates, biber ve maydanozları, balıkların tamamını kapayacak tarzda koyunuz. Tereyağını parçalar halinde üzerlerine yerleştirip suyu ilave ediniz. Kapağını kapayıp orta ateşte 20 dakika pişiriniz.
Sıcak servis yapınız.
Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama
Not: Mezgit Karadeniz’de çok tutulan balıklardan biridir. Mezgit, Trabzon mutfağında çok kullanılan bir balıktır ve mezgit buğulama da meşhur bir Trabzon yemeğidir.
Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama
Kaç kişilik : 4 Kişilik
Gerekli Malzemeler:
½ kg mezgit
2 adet domates
2 adet yeşil biber
3 yemek kaşığı tereyağı
1 ½ su bardağı su
½ demet maydanoz
3 adet marul yaprağı
Tuz ve karabiber
Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama
Yapılışı:
Balıkçınızdan temizlenmiş olarak aldığınız mezgitleri fileto halinde iri parçalara bölünüz. Yıkadıktan sonra tuzlayıp dinlendiriniz.
Domates ve biberleri halkalar halinde kesiniz. Maydanozu ince kıyınız.
Buğulama yapacağınız kaba marul yapraklarını tabanın tamamını kaplayacak şekilde yerleştiriniz. Üzerlerine parçalanmış ve tuzlanmış mezgitleri yerleştiriniz. Üzerine domates, biber ve maydanozları, balıkların tamamını kapayacak tarzda koyunuz. Tereyağını parçalar halinde üzerlerine yerleştirip suyu ilave ediniz. Kapağını kapayıp orta ateşte 20 dakika pişiriniz.
Sıcak servis yapınız.
Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama
Not: Mezgit Karadeniz’de çok tutulan balıklardan biridir. Mezgit, Trabzon mutfağında çok kullanılan bir balıktır ve mezgit buğulama da meşhur bir Trabzon yemeğidir.
Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama Mezgit Buğulama
Down Sendromu Down Sendromu Nedir
Down sendromu insanlarda en sık görülen kromozom anomalisi türüdür.Dünyada ilk kez 1866 yılında Dr. John Langdon Down tarafından bir tür zeka geriliği olarak tarif edilmiş bir sendromdur.
Down Sendromu Nedir
Genetik kaynaklı olduğu baştan beri düşünülmesine karşın down sendromuna yakalanmış bebeklerin kromozom haritasının çıkarılması ancak 1959 yılında mümkün olmuştur. Daha sonraki yıllarda Down sendromunun translokasyona bağlı şekilleri ve mozaik varyantı da olabileceği keşfedilmiştir.
Dünyada yaklaşık olarak 660 yenidoğan bebekten biri Down sendromu ile doğmaktadır. Bu haliyle Down sendromu insanlarda en sık görülen malformasyon (yapısal bozukluk) türüdür.
Down sendromu insanlarda en sık görülen kromozom anomalisi türüdür.Dünyada ilk kez 1866 yılında Dr. John Langdon Down tarafından bir tür zeka geriliği olarak tarif edilmiş bir sendromdur.
Down Sendromu Nedir
Genetik kaynaklı olduğu baştan beri düşünülmesine karşın down sendromuna yakalanmış bebeklerin kromozom haritasının çıkarılması ancak 1959 yılında mümkün olmuştur. Daha sonraki yıllarda Down sendromunun translokasyona bağlı şekilleri ve mozaik varyantı da olabileceği keşfedilmiştir.
Dünyada yaklaşık olarak 660 yenidoğan bebekten biri Down sendromu ile doğmaktadır. Bu haliyle Down sendromu insanlarda en sık görülen malformasyon (yapısal bozukluk) türüdür.
Domuz gribine karşı doğal kürler
Domuz gribi yurt genelinde hızla yayılırken koruyucu önlemler de artıyor. Temizliğin önemli olduğu kadar sağlığı koruyucu doğal kürler de korunmada büyük önem taşıyor.
Domuz gribinden doğal besinlerle nasıl korunacağımız konusunda Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu ile görüştük.
Domuz gribinden korunmanın yolları nelerdir?
Grip virüsü sürekli mutasyon geçirmektedir. Yani, genetik yapısını değiştirmektedir. Her yıl geliştirilen grip aşısı bir önceki yıla ait grip aşısından farklıdır. Genetik yapısını sürekli değiştiren grip virüsü zaman içerisinde kendine uygun (çoğalabileceği) farklı konaklar bulabilir. Zaman içerisinde değişen genetik yapılarından dolayı hayvanlara konak olarak yerleşebilmiştir.
Gripten korunmak için ne yapılmalı?
İnsanların toplu halde bulundukları (otobüs terminalleri, hava alanları gibi) ortamlarda uzun bekleme yapılmaması, kapalı mekan eğlence yerlerinde mümkün olduğu kadar tercih edilmemeli. El temizliğine özen gösterilmeli. Anti bakteriyel mendillerin grip virüsüne karşı bir koruyucu olmadığının bilinmesi; el temizliğinin mutlaka akar su altında sabunla yapılması gerekir. Yakın temastan kaçınılması (el sıkışmak, öpüşmek) gerekir. Karaciğer metabolizmasının ve bağırsak florasının sağlıklı çalışması gribe karşı savunmada önemlidir.
Domuz gribinden korunmak için ne yemeliyiz?
C vitamini bakımından zengin sebze ve meyvelerin tercih edilmesi (narenciye, brokoli, trabzon hurması, turp, kuru soğan) yenilmeli.
Uygulanması gereken koruyucu ve önleyici bitki kürleri nelerdir?
Akşam yatmadan ve sabah evden çıkmadan adaçayı gargarası yapılması gerekir.
Grip sonrası hangi bitki türü iyi gelir?
Haftada 3-4 kez kabuk tarçın veya kök zencefil çayı tercih edilmelidir.
Yapılması sakıncalı olan şeyler nelerdir?
Domuz gribine karşı doğal kürler
Bağışıklık sistemini zayıflatan ağır tatlılardan (baklava, kadayıf, şöbiyet, ekmek tatlısı) ve kızartmalardan (sebze ve et) uzak durulmalıdır.
Gribe karşı yardımcı tedavi kürleri
1. Maydanoz-limon kürü
2. Özellikle de soğan kürü güçlü bir önleyicidir.
Aynı anda 2 kür uygulamayınız. En etkili olan soğan kürüdür.
Maydonoz-limon kürü
15-16 adet maydanozu (gövde saplarıyla beraber) blendırın içerisine atınız. Üzerine taze sıkılmış iki yemek kaşığı limon suyu ilave ediniz. Yaklaşık 125 ml (yarım bardaktan biraz fazla) klorsuz su ilave ettikten sonra blendırı bir-iki dakika çalıştırınız. Blendır’daki içeriği bir bardağa boşaltınız ve sabah kahvaltısından 15 dakika önce içiniz. Her defasında taze hazırlanmalıdır. Bu kür, her sabah 15 gün buyunca uygulayınız ve beş gün ara veriniz. Beş gün aradan sonra aynı kür 15 gün boyunca tekrarlayınız.
Soğan kürü
Kaynamakta olan bir buçuk su bardağı klorsuz suyun içerisine ince kabuğu soyulmuş orta boy bir kuru soğanı dörde bölüp atınız. Beş dakika ağzı kapalı olarak kaynatınız. Ilıyınca içiniz. 15 gün boyunca aç karnına günde iki kez içiniz (öğleden evvel ve öğleden sonra)
Her defasında taze hazırlanmalıdır. Kullanılacak olan kuru soğan, pazarlarda satılan açık kahverengi kabuklu yemeklik soğandandır. Özellikle bembeyaz soğan aramaya gerek yoktur. Beyaz, kırmızı ve mor soğan kullanılmamalıdır.
Adaçayı
Yaklaşık bir su bardağı kaynamakta olan klorsuz suda bir tatlı kaşığı taze adaçayı on dakika ağzı kapalı olarak kısık ateşte demlenir. Demleme süresi tamamlandıktan sonra bitki daha fazla suyunun içinde bekletilmez, mutlaka süzüp ayrılır. Günde iki-üç defa gargarası yapılır. Ayrıca, beraberinde bir ay boyunca her gün bir çay bardağı adaçayı içilir. Hazırlanan gargara 48 saat bozulmadan banyo dolabınızda durabilir.
Domuz gribi yurt genelinde hızla yayılırken koruyucu önlemler de artıyor. Temizliğin önemli olduğu kadar sağlığı koruyucu doğal kürler de korunmada büyük önem taşıyor.
Domuz gribinden doğal besinlerle nasıl korunacağımız konusunda Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu ile görüştük.
Domuz gribinden korunmanın yolları nelerdir?
Grip virüsü sürekli mutasyon geçirmektedir. Yani, genetik yapısını değiştirmektedir. Her yıl geliştirilen grip aşısı bir önceki yıla ait grip aşısından farklıdır. Genetik yapısını sürekli değiştiren grip virüsü zaman içerisinde kendine uygun (çoğalabileceği) farklı konaklar bulabilir. Zaman içerisinde değişen genetik yapılarından dolayı hayvanlara konak olarak yerleşebilmiştir.
Gripten korunmak için ne yapılmalı?
İnsanların toplu halde bulundukları (otobüs terminalleri, hava alanları gibi) ortamlarda uzun bekleme yapılmaması, kapalı mekan eğlence yerlerinde mümkün olduğu kadar tercih edilmemeli. El temizliğine özen gösterilmeli. Anti bakteriyel mendillerin grip virüsüne karşı bir koruyucu olmadığının bilinmesi; el temizliğinin mutlaka akar su altında sabunla yapılması gerekir. Yakın temastan kaçınılması (el sıkışmak, öpüşmek) gerekir. Karaciğer metabolizmasının ve bağırsak florasının sağlıklı çalışması gribe karşı savunmada önemlidir.
Domuz gribinden korunmak için ne yemeliyiz?
C vitamini bakımından zengin sebze ve meyvelerin tercih edilmesi (narenciye, brokoli, trabzon hurması, turp, kuru soğan) yenilmeli.
Uygulanması gereken koruyucu ve önleyici bitki kürleri nelerdir?
Akşam yatmadan ve sabah evden çıkmadan adaçayı gargarası yapılması gerekir.
Grip sonrası hangi bitki türü iyi gelir?
Haftada 3-4 kez kabuk tarçın veya kök zencefil çayı tercih edilmelidir.
Yapılması sakıncalı olan şeyler nelerdir?
Domuz gribine karşı doğal kürler
Bağışıklık sistemini zayıflatan ağır tatlılardan (baklava, kadayıf, şöbiyet, ekmek tatlısı) ve kızartmalardan (sebze ve et) uzak durulmalıdır.
Gribe karşı yardımcı tedavi kürleri
1. Maydanoz-limon kürü
2. Özellikle de soğan kürü güçlü bir önleyicidir.
Aynı anda 2 kür uygulamayınız. En etkili olan soğan kürüdür.
Maydonoz-limon kürü
15-16 adet maydanozu (gövde saplarıyla beraber) blendırın içerisine atınız. Üzerine taze sıkılmış iki yemek kaşığı limon suyu ilave ediniz. Yaklaşık 125 ml (yarım bardaktan biraz fazla) klorsuz su ilave ettikten sonra blendırı bir-iki dakika çalıştırınız. Blendır’daki içeriği bir bardağa boşaltınız ve sabah kahvaltısından 15 dakika önce içiniz. Her defasında taze hazırlanmalıdır. Bu kür, her sabah 15 gün buyunca uygulayınız ve beş gün ara veriniz. Beş gün aradan sonra aynı kür 15 gün boyunca tekrarlayınız.
Soğan kürü
Kaynamakta olan bir buçuk su bardağı klorsuz suyun içerisine ince kabuğu soyulmuş orta boy bir kuru soğanı dörde bölüp atınız. Beş dakika ağzı kapalı olarak kaynatınız. Ilıyınca içiniz. 15 gün boyunca aç karnına günde iki kez içiniz (öğleden evvel ve öğleden sonra)
Her defasında taze hazırlanmalıdır. Kullanılacak olan kuru soğan, pazarlarda satılan açık kahverengi kabuklu yemeklik soğandandır. Özellikle bembeyaz soğan aramaya gerek yoktur. Beyaz, kırmızı ve mor soğan kullanılmamalıdır.
Adaçayı
Yaklaşık bir su bardağı kaynamakta olan klorsuz suda bir tatlı kaşığı taze adaçayı on dakika ağzı kapalı olarak kısık ateşte demlenir. Demleme süresi tamamlandıktan sonra bitki daha fazla suyunun içinde bekletilmez, mutlaka süzüp ayrılır. Günde iki-üç defa gargarası yapılır. Ayrıca, beraberinde bir ay boyunca her gün bir çay bardağı adaçayı içilir. Hazırlanan gargara 48 saat bozulmadan banyo dolabınızda durabilir.
Elma ve üzüm sirkesi metabolizmanın gelişip daha sağlıklı olmasında etkin rol oynuyor.
H1N1 Pandemi süreciyle ilgili aşı tartışmaları devam ederken, halk domuz gribinden korunma ve vücut direncini artırmanın yollarını arıyor. Gülsan Gıda, grip ve soğuk algınlığının en sık görüldüğü kış aylarında, özellikle son zamanlarda "Domuz Gribi" tehlikesi için gıda maddesi olan üzüm ve elma sirkesini öneriyor. Gülsan Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Güldüoğlu, elma ve üzüm sirkesinin metabolizmanın gelişip daha sağlıklı olmasında etkin olduğunu belirterek, "Sebze ve meyveler, mikroplarından arındırılmak için sirkeli su ile yıkanmalı ayrıca gripten kurtulmak için de önlem olarak boğaz ağrılarında sirkeyle gargara yapılmalıdır" dedi.
-ATEŞ DÜŞÜRÜCÜ SİRKE-
Güldüoğlu, sirkenin özellikle ateş düşürücü özelliğinin olduğunu belirterek, öksürük ve soğuk algınlığının giderilmesinde kullanılmasının, boğaz ağrılarında sirke ile gargara yapılmasının ve yorgunluk için yatmadan önce sirkeli su içilmesinin eskiden beri uygulanan belli başlı yöntemlerden olduğunu da dile getirdi.
Güldüoğlu, sirke üretimini doğal fermantasyon yöntemiyle gerçekleştirdiklerini söyleyerek, her gün içilecek sirkeli suyun domuz gribinden korunmada uygulanacak yöntemlerden biri olduğunu belirtti.
Güldüoğlu ayrıca, sirkenin yararlarının saymakla bitmeyen bir gıda maddesi olduğunu dile getirerek, "Özellikle gündemde olan domuz gribine karşı iyi gelen elma ve üzüm sirkesi, metabolizmanın gelişip daha sağlıklı olmasında, sindirimin kolaylaşmasında, öksürük ve soğuk algınlıklarının giderilmesinde, idrar problemi yaşayanların rahatlamasında, yüksek tansiyonla savaşta iyi gelir. Sebze ve meyveler, mikroplarından arındırılmak için sirkeli su ile yıkanmalı ayrıca gripten kurtulmak için de önlem olarak boğaz ağrılarında sirkeyle gargara yapılmalıdır" önerilerinde bulundu. Güldüoğlu, Gülsan Gıda’nın bünyesinde bulunan Nevbağ Sirke fabrikasıyla da bu konunun önemini ürünleriyle ön plana çıkarttıklarını dile getirdi.
-SİRKE ÜRETİMİ-
Güldüoğlu, sirke üretimini doğal fermantasyon yöntemiyle gerçekleştirdiklerini belirterek, müstahsilden alınan yaş üzümlerin sofralarda tüketilen yaş üzümlerin kalitesinde olduğunu söyledi. Güldüoğlu, sirke üretimi sistemiyle ilgili de şunları anlattı:
"İşletmeye gelen yaş üzümler önce yıkama işlemine tabi tutulmaktadır. Sap ayırma ve dane patlatma aşamasından sonra küvlerde doğal fermantasyon yöntemiyle mayşe üretilmektedir (yaklaşık 30 gün). Üretilen mayşeden, jenaratörlerde doğal fermantasyon yöntemiyle yaklaşık 15-20 gün arasında sirke üretimi gerçekleştirilmektedir. Üretilen bu sirkelerin kalitesinin daha da artması için yaklaşık 3 ay süre ile fıçılarda dinlendirilmektedir. Böylece Türkiye’nin en kaliteli sirkeleri üretilmektedir. Bu sistemle üretilen sirkenin kalitesi asetatör sistemiyle üretilen sirkeden kat be kat daha üstündür. Çünkü üretim süresinin uzamasıyla sirkeye ayrı bir lezzet gelmektedir." (ANKA)
H1N1 Pandemi süreciyle ilgili aşı tartışmaları devam ederken, halk domuz gribinden korunma ve vücut direncini artırmanın yollarını arıyor. Gülsan Gıda, grip ve soğuk algınlığının en sık görüldüğü kış aylarında, özellikle son zamanlarda "Domuz Gribi" tehlikesi için gıda maddesi olan üzüm ve elma sirkesini öneriyor. Gülsan Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Güldüoğlu, elma ve üzüm sirkesinin metabolizmanın gelişip daha sağlıklı olmasında etkin olduğunu belirterek, "Sebze ve meyveler, mikroplarından arındırılmak için sirkeli su ile yıkanmalı ayrıca gripten kurtulmak için de önlem olarak boğaz ağrılarında sirkeyle gargara yapılmalıdır" dedi.
-ATEŞ DÜŞÜRÜCÜ SİRKE-
Güldüoğlu, sirkenin özellikle ateş düşürücü özelliğinin olduğunu belirterek, öksürük ve soğuk algınlığının giderilmesinde kullanılmasının, boğaz ağrılarında sirke ile gargara yapılmasının ve yorgunluk için yatmadan önce sirkeli su içilmesinin eskiden beri uygulanan belli başlı yöntemlerden olduğunu da dile getirdi.
Güldüoğlu, sirke üretimini doğal fermantasyon yöntemiyle gerçekleştirdiklerini söyleyerek, her gün içilecek sirkeli suyun domuz gribinden korunmada uygulanacak yöntemlerden biri olduğunu belirtti.
Güldüoğlu ayrıca, sirkenin yararlarının saymakla bitmeyen bir gıda maddesi olduğunu dile getirerek, "Özellikle gündemde olan domuz gribine karşı iyi gelen elma ve üzüm sirkesi, metabolizmanın gelişip daha sağlıklı olmasında, sindirimin kolaylaşmasında, öksürük ve soğuk algınlıklarının giderilmesinde, idrar problemi yaşayanların rahatlamasında, yüksek tansiyonla savaşta iyi gelir. Sebze ve meyveler, mikroplarından arındırılmak için sirkeli su ile yıkanmalı ayrıca gripten kurtulmak için de önlem olarak boğaz ağrılarında sirkeyle gargara yapılmalıdır" önerilerinde bulundu. Güldüoğlu, Gülsan Gıda’nın bünyesinde bulunan Nevbağ Sirke fabrikasıyla da bu konunun önemini ürünleriyle ön plana çıkarttıklarını dile getirdi.
-SİRKE ÜRETİMİ-
Güldüoğlu, sirke üretimini doğal fermantasyon yöntemiyle gerçekleştirdiklerini belirterek, müstahsilden alınan yaş üzümlerin sofralarda tüketilen yaş üzümlerin kalitesinde olduğunu söyledi. Güldüoğlu, sirke üretimi sistemiyle ilgili de şunları anlattı:
"İşletmeye gelen yaş üzümler önce yıkama işlemine tabi tutulmaktadır. Sap ayırma ve dane patlatma aşamasından sonra küvlerde doğal fermantasyon yöntemiyle mayşe üretilmektedir (yaklaşık 30 gün). Üretilen mayşeden, jenaratörlerde doğal fermantasyon yöntemiyle yaklaşık 15-20 gün arasında sirke üretimi gerçekleştirilmektedir. Üretilen bu sirkelerin kalitesinin daha da artması için yaklaşık 3 ay süre ile fıçılarda dinlendirilmektedir. Böylece Türkiye’nin en kaliteli sirkeleri üretilmektedir. Bu sistemle üretilen sirkenin kalitesi asetatör sistemiyle üretilen sirkeden kat be kat daha üstündür. Çünkü üretim süresinin uzamasıyla sirkeye ayrı bir lezzet gelmektedir." (ANKA)
Yeterli sıvı alarak kış aylarının kabusu olan gribi yenebilirsiniz.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü Sorumlusu Ferdane Gül Çarkoğlu, kış aylarında görülme sıklığı artan grip gibi hastalıklarda yeterli sıvı alımına dikkat edilmesinin önemini vurgulayarak, özellikle ishal ve ateş durumlarında su başta olmak üzere, bol sıvı tüketilmesi gerektiğini bildirdi.
Çarkoğlu, yaptığı açıklamada, pandemik gribin etkisini her gün biraz daha artırdığına işaret ederek, buna karşı bağışıklık sistemini koruyup güçlendirmenin her zamankinden daha önemli olduğunu söyledi.
Enfeksiyon durumunda vücudu bağışıklık (immün) sisteminin savunmaya başladığını dile getiren Çarkoğlu, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için alınması gereken önlemlere ilişkin şu bilgileri verdi:
"Yeterli ve dengeli beslenmeli. Bunun için de 4 temel besin grubundan süt, yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri, et–balık ve kümes hayvanları, sebze-meyveler, ekmek ve tahıl ürünlerinden yeterli miktarda alınmalı. Tek taraflı beslenme ya da yetersiz gıda alınması, enfeksiyonlara kaşı vücudun hassasiyetini artırır.
Günde en az 3 ana öğün olmak üzere, 3 ara öğün de eklenerek temel besin grupları tüketilmeye çalışılmalı. Ara öğünler, özellikle şeker hastaları tarafından kesinlikle atlanmamalı.
Proteinli gıdaların alınmasına dikkat edilmeli. Et, balık, tavuk;hindi, süt ve süt ürünleri ile yumurta gibi besinlerden en az biri
günlük beslenmede mutlaka bulunmalıdır.
Bitkisel protein kaynakları olan nohut, fasulye ve mercimek gibi kuru baklagiller de haftada 2–3 kere tüketilmeye çalışılmalıdır. Balık tüketimi, bağışıklık sistemini güçlendiren güneşin az olduğu kış aylarında D vitamini için iyi kaynaktır. Böylece virüs ve bakterilerle savaşacak bağışıklık sistemine yardımcı hücreler için protein sağlanmış olur.
C vitamini de bağışıklık sistemi için önemli ögelerden biridir. Her öğünde tüketilmeye çalışılmalıdır. Mevsimsel meyvelerden portakal, mandalina, limon, greyfurt, kivi ile kuş burnu ürünleri yenmelidir. C vitamini düzeyleri yeterli kişiler, enfeksiyonları kısa sürede atlatabilmektedir.
Yeterli A vitamini almayan kişiler enfeksiyonlara karşı daha duyarlı olur. Bu nedenle özellikle kışın A vitamininden zengin gıdalar tercih edilmelidir. Balık, süt ve yumurtanın yanı sıra, A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminleri içeren havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, yeşil biber, patates, soğan, sarımsak gibi sebzeler bolca tüketilmelidir. Dünya sağlık otoriteleri de günde 5-9 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesini önermektedir.
E vitamini için de sıvı yağların tüketilmesi gereklidir. Yağ tüketiminin kısıtlı olduğu durumlarda en az 5 adet fındık, badem, ceviz tüketilebilir. Katı yağlar yerine sıvı yağlar tercih edilmelidir.
Folik asit ve B12 vitamini, bağışıklık sisteminde önemli görevler üstlenmektedir. Folik asit, koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Hayvansal kaynaklı her gıda ise B12 vitamini içerir. B12 ve folik asitin azlığında savunma sistemi zayıflar."
-DOĞRU BESLENME VE SPOR
Ferdane Gül Çarkoğlu, özellikle kış aylarında doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılmasının büyük önem taşıdığını ifade ederek, hamur ve kızartılarak hazırlanan tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlıların tercih edilmesi, sebzelerin haşlama sularının dökülmemesi ve hemen tüketilerek vitaminin kaybı önlenmesi, et başta olmak üzere doğal ve kontrollü kesilmiş, hazırlanmış gıdalarla mevsimsel sebze ve meyvelerin tüketilmesi gerektiğini bildirdi.
Çarkoğlu, "Grip gibi hastalıklarda yeterli sıvı alımına dikkat edilmelidir. Özellikle ishal ve ateş durumlarında su başta olmak üzere, bol sıvı
alınmalıdır. Günde 1.5–2 litre sıvı tüketilmeye çalışılmalıdır. Çay;kahve gibi vücuttan sıvı atımını artıracak kafeinli içecekler yerine,
ayran, taze sıkılmış meyve suları, sebze suları, doğal maden suları ve bitki çayları tercih edilmelidir" diye konuştu.
Düzenli egzersiz ve sporun önemine vurgu yapan Çarkoğlu, hareket azlığının bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini, sporla hem vücudun kuvvetlendirilerek kaslara direnç kazandırıldığını, hem de fazla kiloların verilerek ideal kiloda kalınmasının mümkün hale geldiğini söyledi.
Alkol, sigara ve uyuşturucu gibi gibi kötü alışkanlıklardan uzak durulması gerektiğini de vurgulayan Çarkoğlu, "Zararlı alışkanlıklar özellikle
kış aylarında savunma sisteminin daha da olumsuz etkilenmesine neden olur" uyarısında bulundu.
Ferdane Gül Çarkoğlu, kış aylarında hastalıklardan korunmak için şu önerilerde bulundu: "Düzenli yaşam şekli tercih edilmeli, uyku saatleri belli olmalı, kaliteli uyku sağlanmalıdır.
Beden ve çevre temizliğine dikkat edilmelidir. Eller yemek hazırlığı yapılmadan, mutfağa girilmeden ve yemek yemeden önce mutlaka sabunla yıkanmalıdır. Böylece başta domuz gribi olmak üzere çeşitli bakteri ve virüsten kaynaklanan hastalıklara yakalanma riski azalır. Güneş ışığının azlığı ve vücut ısısının sıklıkla farklı sıcaklıktaki ortamlara maruz kalması, bilhassa kış aylarında savunma sistemini olumsuz etkiler.
Özellikle büyük şehirlerde rastlanan hava kirliliği bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen faktörlerden biridir. Mümkün olduğunca temiz hava sistemlerinde bulunulmalı, kapalı ortamlardan uzak durulmalıdır.
Gıdaların üretiminde ve sonraki aşamalarda kullanılan kimyasal ilaçlara dikkat edilmelidir. Dikkatli gıda seçilip alınmalı, dışarıdan alınan besinler bol suyla yıkanmalıdır."
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü Sorumlusu Ferdane Gül Çarkoğlu, kış aylarında görülme sıklığı artan grip gibi hastalıklarda yeterli sıvı alımına dikkat edilmesinin önemini vurgulayarak, özellikle ishal ve ateş durumlarında su başta olmak üzere, bol sıvı tüketilmesi gerektiğini bildirdi.
Çarkoğlu, yaptığı açıklamada, pandemik gribin etkisini her gün biraz daha artırdığına işaret ederek, buna karşı bağışıklık sistemini koruyup güçlendirmenin her zamankinden daha önemli olduğunu söyledi.
Enfeksiyon durumunda vücudu bağışıklık (immün) sisteminin savunmaya başladığını dile getiren Çarkoğlu, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için alınması gereken önlemlere ilişkin şu bilgileri verdi:
"Yeterli ve dengeli beslenmeli. Bunun için de 4 temel besin grubundan süt, yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri, et–balık ve kümes hayvanları, sebze-meyveler, ekmek ve tahıl ürünlerinden yeterli miktarda alınmalı. Tek taraflı beslenme ya da yetersiz gıda alınması, enfeksiyonlara kaşı vücudun hassasiyetini artırır.
Günde en az 3 ana öğün olmak üzere, 3 ara öğün de eklenerek temel besin grupları tüketilmeye çalışılmalı. Ara öğünler, özellikle şeker hastaları tarafından kesinlikle atlanmamalı.
Proteinli gıdaların alınmasına dikkat edilmeli. Et, balık, tavuk;hindi, süt ve süt ürünleri ile yumurta gibi besinlerden en az biri
günlük beslenmede mutlaka bulunmalıdır.
Bitkisel protein kaynakları olan nohut, fasulye ve mercimek gibi kuru baklagiller de haftada 2–3 kere tüketilmeye çalışılmalıdır. Balık tüketimi, bağışıklık sistemini güçlendiren güneşin az olduğu kış aylarında D vitamini için iyi kaynaktır. Böylece virüs ve bakterilerle savaşacak bağışıklık sistemine yardımcı hücreler için protein sağlanmış olur.
C vitamini de bağışıklık sistemi için önemli ögelerden biridir. Her öğünde tüketilmeye çalışılmalıdır. Mevsimsel meyvelerden portakal, mandalina, limon, greyfurt, kivi ile kuş burnu ürünleri yenmelidir. C vitamini düzeyleri yeterli kişiler, enfeksiyonları kısa sürede atlatabilmektedir.
Yeterli A vitamini almayan kişiler enfeksiyonlara karşı daha duyarlı olur. Bu nedenle özellikle kışın A vitamininden zengin gıdalar tercih edilmelidir. Balık, süt ve yumurtanın yanı sıra, A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminleri içeren havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, yeşil biber, patates, soğan, sarımsak gibi sebzeler bolca tüketilmelidir. Dünya sağlık otoriteleri de günde 5-9 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesini önermektedir.
E vitamini için de sıvı yağların tüketilmesi gereklidir. Yağ tüketiminin kısıtlı olduğu durumlarda en az 5 adet fındık, badem, ceviz tüketilebilir. Katı yağlar yerine sıvı yağlar tercih edilmelidir.
Folik asit ve B12 vitamini, bağışıklık sisteminde önemli görevler üstlenmektedir. Folik asit, koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Hayvansal kaynaklı her gıda ise B12 vitamini içerir. B12 ve folik asitin azlığında savunma sistemi zayıflar."
-DOĞRU BESLENME VE SPOR
Ferdane Gül Çarkoğlu, özellikle kış aylarında doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılmasının büyük önem taşıdığını ifade ederek, hamur ve kızartılarak hazırlanan tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlıların tercih edilmesi, sebzelerin haşlama sularının dökülmemesi ve hemen tüketilerek vitaminin kaybı önlenmesi, et başta olmak üzere doğal ve kontrollü kesilmiş, hazırlanmış gıdalarla mevsimsel sebze ve meyvelerin tüketilmesi gerektiğini bildirdi.
Çarkoğlu, "Grip gibi hastalıklarda yeterli sıvı alımına dikkat edilmelidir. Özellikle ishal ve ateş durumlarında su başta olmak üzere, bol sıvı
alınmalıdır. Günde 1.5–2 litre sıvı tüketilmeye çalışılmalıdır. Çay;kahve gibi vücuttan sıvı atımını artıracak kafeinli içecekler yerine,
ayran, taze sıkılmış meyve suları, sebze suları, doğal maden suları ve bitki çayları tercih edilmelidir" diye konuştu.
Düzenli egzersiz ve sporun önemine vurgu yapan Çarkoğlu, hareket azlığının bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini, sporla hem vücudun kuvvetlendirilerek kaslara direnç kazandırıldığını, hem de fazla kiloların verilerek ideal kiloda kalınmasının mümkün hale geldiğini söyledi.
Alkol, sigara ve uyuşturucu gibi gibi kötü alışkanlıklardan uzak durulması gerektiğini de vurgulayan Çarkoğlu, "Zararlı alışkanlıklar özellikle
kış aylarında savunma sisteminin daha da olumsuz etkilenmesine neden olur" uyarısında bulundu.
Ferdane Gül Çarkoğlu, kış aylarında hastalıklardan korunmak için şu önerilerde bulundu: "Düzenli yaşam şekli tercih edilmeli, uyku saatleri belli olmalı, kaliteli uyku sağlanmalıdır.
Beden ve çevre temizliğine dikkat edilmelidir. Eller yemek hazırlığı yapılmadan, mutfağa girilmeden ve yemek yemeden önce mutlaka sabunla yıkanmalıdır. Böylece başta domuz gribi olmak üzere çeşitli bakteri ve virüsten kaynaklanan hastalıklara yakalanma riski azalır. Güneş ışığının azlığı ve vücut ısısının sıklıkla farklı sıcaklıktaki ortamlara maruz kalması, bilhassa kış aylarında savunma sistemini olumsuz etkiler.
Özellikle büyük şehirlerde rastlanan hava kirliliği bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen faktörlerden biridir. Mümkün olduğunca temiz hava sistemlerinde bulunulmalı, kapalı ortamlardan uzak durulmalıdır.
Gıdaların üretiminde ve sonraki aşamalarda kullanılan kimyasal ilaçlara dikkat edilmelidir. Dikkatli gıda seçilip alınmalı, dışarıdan alınan besinler bol suyla yıkanmalıdır."
Yeni yapılan bir araştırmaya göre, domatesle zenginleştirilen diyet, kilo vermeye yardımcı olabilir.
Bilim adamlarına göre, domateste bulunan likopen, iştah hormonlarını azaltarak, insanlara tokluk hissi veriyor.
University of Reading'in araştırmacıları, domatesle zenginleştirilmiş ekmeği, 18-35 yaş arasındaki 17 kişi üzerinde test ettiler. Normal ve havuçlu ekmeğe nazaran, domatesli ekmeğin daha doyurucu bir hissi verdiği ortaya çıktı.
Projenin lideri ve besinsel metabolizma uzmanı Doktor Julie Lovegrove'a göre : "Bu sadece küçük bir araştırmaydı ve domatesin içindeki asıl katkı maddesinin ne olduğunu daha tam olarak söyleyemiyoruz. Ama sonuçlar istatistiki olarak önemli bulundu."
The Telegraph'a göre, domatese kırmızı rengini veren madde likopen; kalp hastalıkları, diyabet, bunaklık ve bazı kanser çeşitlerine yakalanma riskini azaltan Akdeniz diyetlerindeki anahtar kelime.
Bilim adamlarına göre, domateste bulunan likopen, iştah hormonlarını azaltarak, insanlara tokluk hissi veriyor.
University of Reading'in araştırmacıları, domatesle zenginleştirilmiş ekmeği, 18-35 yaş arasındaki 17 kişi üzerinde test ettiler. Normal ve havuçlu ekmeğe nazaran, domatesli ekmeğin daha doyurucu bir hissi verdiği ortaya çıktı.
Projenin lideri ve besinsel metabolizma uzmanı Doktor Julie Lovegrove'a göre : "Bu sadece küçük bir araştırmaydı ve domatesin içindeki asıl katkı maddesinin ne olduğunu daha tam olarak söyleyemiyoruz. Ama sonuçlar istatistiki olarak önemli bulundu."
The Telegraph'a göre, domatese kırmızı rengini veren madde likopen; kalp hastalıkları, diyabet, bunaklık ve bazı kanser çeşitlerine yakalanma riskini azaltan Akdeniz diyetlerindeki anahtar kelime.
Halk arasında domuz gribi olarak bilinen Pandemik A (H1N1) gribine karşı kullanımı yaygınlaşan maskenin etkinliğini artırmak için bazı konulara dikkat edilmesi gerekiyor.
Erkeklere tıraş olduktan sonra maske takmaları, maskenin bir kişi tarafından kullanılması ve başkasıyla paylaşılmaması tavsiye ediliyor.
3M Türkiye firması yetkililerinden alınan bilgiye göre, domuz gribi salgınının başlamasının ardından maskeye olan talep arttı.
Fabrikalarındaki üretimin yüzde 80 arttığını ifade eden şirket yetkilileri, maskelere diğer ülkelerden de yoğun talep olduğunu belirtti.
Talepleri karşılamak için üretimlerini 2 kat artırmayı planladıklarını dile getiren yetkililer, maske üretimi yapan diğer firmaların da yoğunluk yaşadığını söyledi.
Maskelerin kullanımı konusunda vatandaşların dikkatli olmasını isteyen yetkililer, bir maskeyi sadece bir kişinin kullanması ve başkasıyla paylaşmaması gerektiğini belirtti.
Astım hastalarının maske kullanmadan önce mutlaka doktora başvurmaları gerektiğini vurgulayan yetkililer, şu açıklamalarda bulundu:
"Maskenin yüze tam oturması çok önemli. Kullanıcı, maskeyi uygun şekilde yüze tam olarak oturtamamışsa havadaki kirleticilere maruz kalabilir. Ayrıca maske ile yüz arasında herhangi bir şey bulunursa maskenin etkinliği azalır. Bu nedenle erkeklerin her gün tıraş olduktan sonra maske takmalarını tavsiye ediyoruz. Yüz ile maske arasında, saç, sakal, bıyık, takı ve herhangi bir giysinin bulunmamasını öneriyoruz. Maskeler, havadaki mikrop veya virüs gibi biyolojik kirliliklere maruz kalma durumunu azaltmaya yardımcı olabiliyor ancak maruz kalma riskini, enfeksiyonu, hastalığı veya ölümü engelleyemiyor. Kullanıcılar, maskelerden en iyi etkiyi alabilmek için, maskeleri, biyolojik kirliliğe maruz kalmadan önce ve maruz kalma süresince takmalılar. Maskeler, kirleticilerin solunum yoluyla vücuda girmesini engellemeye yardımcı olur. Ancak insan vücudu, bazı mikrop ve virüsleri, cilt veya göz yoluyla da alabilir. Bu nedenle, salgının büyümesi durumunda, cilt ve göz koruması için de koruyucular gerekebilir."
-TEB BAŞKANI ÇOLAK-
Türk Eczacılar Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak ise eczanelerde maske ve dezenfektan satışlarının arttığını bildirdi. Domuz gribi vakalarının artmasıyla vatandaşların maske ve dezenfektan almaya başladığını anlatan Çolak, "Eczanelerde maske ve dezenfektan satışlarında 2-3 kat artış oldu" diye konuştu.
Vatandaşların grip salgınından korunmak için el temizliğine özen göstermesini isteyen Çolak, sağlıklı beslenmenin de gripten korunmaya yardımcı olduğunu kaydetti.
Erkeklere tıraş olduktan sonra maske takmaları, maskenin bir kişi tarafından kullanılması ve başkasıyla paylaşılmaması tavsiye ediliyor.
3M Türkiye firması yetkililerinden alınan bilgiye göre, domuz gribi salgınının başlamasının ardından maskeye olan talep arttı.
Fabrikalarındaki üretimin yüzde 80 arttığını ifade eden şirket yetkilileri, maskelere diğer ülkelerden de yoğun talep olduğunu belirtti.
Talepleri karşılamak için üretimlerini 2 kat artırmayı planladıklarını dile getiren yetkililer, maske üretimi yapan diğer firmaların da yoğunluk yaşadığını söyledi.
Maskelerin kullanımı konusunda vatandaşların dikkatli olmasını isteyen yetkililer, bir maskeyi sadece bir kişinin kullanması ve başkasıyla paylaşmaması gerektiğini belirtti.
Astım hastalarının maske kullanmadan önce mutlaka doktora başvurmaları gerektiğini vurgulayan yetkililer, şu açıklamalarda bulundu:
"Maskenin yüze tam oturması çok önemli. Kullanıcı, maskeyi uygun şekilde yüze tam olarak oturtamamışsa havadaki kirleticilere maruz kalabilir. Ayrıca maske ile yüz arasında herhangi bir şey bulunursa maskenin etkinliği azalır. Bu nedenle erkeklerin her gün tıraş olduktan sonra maske takmalarını tavsiye ediyoruz. Yüz ile maske arasında, saç, sakal, bıyık, takı ve herhangi bir giysinin bulunmamasını öneriyoruz. Maskeler, havadaki mikrop veya virüs gibi biyolojik kirliliklere maruz kalma durumunu azaltmaya yardımcı olabiliyor ancak maruz kalma riskini, enfeksiyonu, hastalığı veya ölümü engelleyemiyor. Kullanıcılar, maskelerden en iyi etkiyi alabilmek için, maskeleri, biyolojik kirliliğe maruz kalmadan önce ve maruz kalma süresince takmalılar. Maskeler, kirleticilerin solunum yoluyla vücuda girmesini engellemeye yardımcı olur. Ancak insan vücudu, bazı mikrop ve virüsleri, cilt veya göz yoluyla da alabilir. Bu nedenle, salgının büyümesi durumunda, cilt ve göz koruması için de koruyucular gerekebilir."
-TEB BAŞKANI ÇOLAK-
Türk Eczacılar Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak ise eczanelerde maske ve dezenfektan satışlarının arttığını bildirdi. Domuz gribi vakalarının artmasıyla vatandaşların maske ve dezenfektan almaya başladığını anlatan Çolak, "Eczanelerde maske ve dezenfektan satışlarında 2-3 kat artış oldu" diye konuştu.
Vatandaşların grip salgınından korunmak için el temizliğine özen göstermesini isteyen Çolak, sağlıklı beslenmenin de gripten korunmaya yardımcı olduğunu kaydetti.
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde yapılan bir araştırma, domuz gribinin sadece küçük yaştakiler üzerinde değil, her yaştan insan üzerinde etkili olduğunu ortaya koydu.
Aynı araştırma, domuz gribine karşı en tehlikede olan grubun ise obezler olduğu sonucuna vardı. Amerikan Tıp Derneği Dergisi’nde yayınlanan araştıma, bu yılın 23 Nisan ile 1 Ağustos tarihleri arasında, hastanelerin acil servislerine giden 1088 domuz gribi hastasından elde edilen verilere dayanıyor.
Araştırmayı gerçekleştiren California Halk Sağlığı Bölümü’nden Doktor Janice Louie, küçük yaştaki çocuklar kadar, yaşlı nüfusun da domuz gribine karşı dayanıksız olduğunu, çocuk ve yaşlıların domuz gribine yakalanmaları durumunda ölme olasılıklarının da hemen hemen aynı olduğunu açıkladı. Doktor Louie, domuz gribine yakalanma durumunda ölme riskinin ise en çok obezlerde olduğunu açıkladı.
Araştırmada, genel olarak domuz gribi teşhisiyle hastaneye kaldırılanların yüzde 11’inin yaşamını yitirdiği, ancak 50 yaşından büyüklerde bu oranın yüzde 20 civarında olduğu belirtildi. Sözkonusu araştırmaya göre, obezlik, domuz gribine yakalanma durumunda zatürre ve solunum yolları hastalıklarından daha çok ölüm nedeni olabiliyor. Aynı araştırma, domuz gribinin şiddetlenmesinde en etkili neden olarak yine obezliği gösteriyor.
Aynı araştırma, domuz gribine karşı en tehlikede olan grubun ise obezler olduğu sonucuna vardı. Amerikan Tıp Derneği Dergisi’nde yayınlanan araştıma, bu yılın 23 Nisan ile 1 Ağustos tarihleri arasında, hastanelerin acil servislerine giden 1088 domuz gribi hastasından elde edilen verilere dayanıyor.
Araştırmayı gerçekleştiren California Halk Sağlığı Bölümü’nden Doktor Janice Louie, küçük yaştaki çocuklar kadar, yaşlı nüfusun da domuz gribine karşı dayanıksız olduğunu, çocuk ve yaşlıların domuz gribine yakalanmaları durumunda ölme olasılıklarının da hemen hemen aynı olduğunu açıkladı. Doktor Louie, domuz gribine yakalanma durumunda ölme riskinin ise en çok obezlerde olduğunu açıkladı.
Araştırmada, genel olarak domuz gribi teşhisiyle hastaneye kaldırılanların yüzde 11’inin yaşamını yitirdiği, ancak 50 yaşından büyüklerde bu oranın yüzde 20 civarında olduğu belirtildi. Sözkonusu araştırmaya göre, obezlik, domuz gribine yakalanma durumunda zatürre ve solunum yolları hastalıklarından daha çok ölüm nedeni olabiliyor. Aynı araştırma, domuz gribinin şiddetlenmesinde en etkili neden olarak yine obezliği gösteriyor.
Yeşil Çayın ne gibi faydaları vardır?
Çinden gelen yeşil çay, son zamanlarda Türk hanımları tarafından çok sık kullanılır oldu. Türkiyenin yeni yeni alıştığı Yeşil Çay ile ilgili şüphesi olan okurlarımızın rahatlaması açısından bizde bu makaleyi yazdık. Bakalım yeşil çayın yararları nelermiş.
Kanser olma ihtimalinizi düşürme özelliği!
Yeşil Çayın Faydaları
Kanser hücrelerinin vücutta durmasını zorlaştıran bir antioksidan çeşidi olan polifenoller aynı zamanda kan damarlarınızdaki akışkanlığıda güçlendirmektedir . Burada anlatmak istediğimiz nokta, yeşil çay tüketimi kolon, meme, mide ve prostat kanseri olma riskinizi azaltmaktadır.
Yeşil Çayın Faydaları Yeşil Çayın Faydaları
Pürüzsüz bir cilde sahip olmanızı sağlama özelliği!
Yeşil Çayın Faydaları Yeşil Çayın Faydaları Yeşil Çayın Faydaları
Şayet vücudunuzun herhangi bir yaranız varsa Yeşil Çay ile onu bile kapatmak mümkün ! ; Demlendikten sonra yeşil çay yapraklarını atmayıp biraz pamuğu bu yeşil çay yapraklarına sıkıca bastırın, ardından pamuğu yaranıza sürün, masaj yapar gibi. Yeşil Çay böyle kullanıldığında doğal bir antiseptik görevi görür ve ciltte yaranın kaşınmasını büyük ölçüde azaltır. Turist okurlarımız için ; Güneş yanıkları ve uzun süren diskodan sonraki gözaltı morlukları için de aynı yöntemi kullanın sorunlarınızı çözün !
Yeşil Çayın Faydaları Yeşil Çayın Faydaları Yeşil Çayın Faydaları
Ayrıca Yeşil çay güneşten kaynaklanan cilt kanserini önlemede yardımcı maddelerde içerir. Güneşe çıkmadan önce pamukla ıslatılmış yeşil çay özütlerinden cildinize sürebilirsiniz böyle ufak bir önlem almış olursunuz .
Kan basıncınızı düzenleyici etkisi
Düzenli ve sağlıklı bir kan basıncınızın olması hayati açıdan çok çok önemli. Günde yarım fincan yeşil çay içen üyelerimiz, içmeyen 7 gün sağlık üyelerine oranla yüzde 50 daha az yüksek tansiyon riski taşımakta… Yeşil çay içeriğinde bulunan antioksidanlar sayesinde, yüksek kan basıncını ve kan damarlarının büzüşüp daralmasını engelliyor !
Hafızayı diri tutucu özelliği
Yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmada, günde en az iki fincan yeşil çay içenlerin, içmeyenlere oranla daha az zihinsel gerileme ve idrak kabiliyeti sorunları yaşadığı gözlemlenmiştir. Bunun nedeni, yeşil çayın içinde bulunan antioksidanların, vücudumuzdaki serbest radikallerle savaşması ve böylece beynimizdeki sinirlere ekstra bir koruma sağlamasıdır.
Kilo verdirir !!
İşte süpriz özelliğimiz ! Son özellik istatistiklere göre sitemiz kullanıcılarının en büyük derdi. Yeşil çay içeriğindeki maddeler sayesinde kan akışınız hızlanır, kalori yakma işlemleri vücudunuzda daha çok yer bulur ve her bir yudum bu işlemleri hızlandırır bilginiz olsun !
Yeşil çay nasıl yapılır diye soruyorsanız, normal çay yapımı gibidir !
Çinden gelen yeşil çay, son zamanlarda Türk hanımları tarafından çok sık kullanılır oldu. Türkiyenin yeni yeni alıştığı Yeşil Çay ile ilgili şüphesi olan okurlarımızın rahatlaması açısından bizde bu makaleyi yazdık. Bakalım yeşil çayın yararları nelermiş.
Kanser olma ihtimalinizi düşürme özelliği!
Yeşil Çayın Faydaları
Kanser hücrelerinin vücutta durmasını zorlaştıran bir antioksidan çeşidi olan polifenoller aynı zamanda kan damarlarınızdaki akışkanlığıda güçlendirmektedir . Burada anlatmak istediğimiz nokta, yeşil çay tüketimi kolon, meme, mide ve prostat kanseri olma riskinizi azaltmaktadır.
Yeşil Çayın Faydaları Yeşil Çayın Faydaları
Pürüzsüz bir cilde sahip olmanızı sağlama özelliği!
Yeşil Çayın Faydaları Yeşil Çayın Faydaları Yeşil Çayın Faydaları
Şayet vücudunuzun herhangi bir yaranız varsa Yeşil Çay ile onu bile kapatmak mümkün ! ; Demlendikten sonra yeşil çay yapraklarını atmayıp biraz pamuğu bu yeşil çay yapraklarına sıkıca bastırın, ardından pamuğu yaranıza sürün, masaj yapar gibi. Yeşil Çay böyle kullanıldığında doğal bir antiseptik görevi görür ve ciltte yaranın kaşınmasını büyük ölçüde azaltır. Turist okurlarımız için ; Güneş yanıkları ve uzun süren diskodan sonraki gözaltı morlukları için de aynı yöntemi kullanın sorunlarınızı çözün !
Yeşil Çayın Faydaları Yeşil Çayın Faydaları Yeşil Çayın Faydaları
Ayrıca Yeşil çay güneşten kaynaklanan cilt kanserini önlemede yardımcı maddelerde içerir. Güneşe çıkmadan önce pamukla ıslatılmış yeşil çay özütlerinden cildinize sürebilirsiniz böyle ufak bir önlem almış olursunuz .
Kan basıncınızı düzenleyici etkisi
Düzenli ve sağlıklı bir kan basıncınızın olması hayati açıdan çok çok önemli. Günde yarım fincan yeşil çay içen üyelerimiz, içmeyen 7 gün sağlık üyelerine oranla yüzde 50 daha az yüksek tansiyon riski taşımakta… Yeşil çay içeriğinde bulunan antioksidanlar sayesinde, yüksek kan basıncını ve kan damarlarının büzüşüp daralmasını engelliyor !
Hafızayı diri tutucu özelliği
Yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmada, günde en az iki fincan yeşil çay içenlerin, içmeyenlere oranla daha az zihinsel gerileme ve idrak kabiliyeti sorunları yaşadığı gözlemlenmiştir. Bunun nedeni, yeşil çayın içinde bulunan antioksidanların, vücudumuzdaki serbest radikallerle savaşması ve böylece beynimizdeki sinirlere ekstra bir koruma sağlamasıdır.
Kilo verdirir !!
İşte süpriz özelliğimiz ! Son özellik istatistiklere göre sitemiz kullanıcılarının en büyük derdi. Yeşil çay içeriğindeki maddeler sayesinde kan akışınız hızlanır, kalori yakma işlemleri vücudunuzda daha çok yer bulur ve her bir yudum bu işlemleri hızlandırır bilginiz olsun !
Yeşil çay nasıl yapılır diye soruyorsanız, normal çay yapımı gibidir !
İşitme Bozukluğu İşitme Bozukluğu Merkezi İşitme Bozukluğu
Merkezi işitme sinir sisteminde bir bozukluk olmasından kaynaklanır. Bu sorunlar hamilelik, doğum veya yaşamın ilk yıllarında meydana gelebilir.
işitme bozukluğunun erken saptanması, lisan ve konuşma gelişimi üzerindeki etkilerinin belirlenmesi açısından çok önemlidir. İşitme bozuklukları olan çocukların çoğuna ilaç veya ameliyat tedavisi ile ve işitme araçları ile yardım edilebilir. İşitme sorunları olan çocuklarla konuşma sorunları olan çocuklara ayrı testler yapılabilir.
Yanı sıra, bebeğinizde işitme sorunları da varsa, doktorunuz çocuğunuzun işitme yetenekleri en iyi şekilde kullanma için hazırlanmış bir ebeveyn çocuk programını tavsiye edebilir
İşitme Bozukluğu
Merkezi işitme sinir sisteminde bir bozukluk olmasından kaynaklanır. Bu sorunlar hamilelik, doğum veya yaşamın ilk yıllarında meydana gelebilir.
işitme bozukluğunun erken saptanması, lisan ve konuşma gelişimi üzerindeki etkilerinin belirlenmesi açısından çok önemlidir. İşitme bozuklukları olan çocukların çoğuna ilaç veya ameliyat tedavisi ile ve işitme araçları ile yardım edilebilir. İşitme sorunları olan çocuklarla konuşma sorunları olan çocuklara ayrı testler yapılabilir.
Yanı sıra, bebeğinizde işitme sorunları da varsa, doktorunuz çocuğunuzun işitme yetenekleri en iyi şekilde kullanma için hazırlanmış bir ebeveyn çocuk programını tavsiye edebilir
İşitme Bozukluğu
Diş Etleri İltihabı Nasıl Geçer
Diş Etleri İltihabının Bitkisel Tedavisinde Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler:Beyaz hardal, Gelincik, Oğul otu, Kekik, Hatmi, Mercan köşk, Tere otu
Hazırlanış Şekli:* Beyaz hardal ve gelincikten elde edilen lapa tuz ile karıştırılır. Bir miktar sirke ilave edilerek diş etlerine sürülür.
* Oğul otu ve kekik sirkeli suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı ağızda tutularak çalkalanır.
* Hatmi ile mercanköşk birlikte kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı ağızda gargara yapılır.
* Tere otu ağızda çiğnenir.
Diş Etleri İltihabının Bitkisel Tedavisinde Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler:Beyaz hardal, Gelincik, Oğul otu, Kekik, Hatmi, Mercan köşk, Tere otu
Hazırlanış Şekli:* Beyaz hardal ve gelincikten elde edilen lapa tuz ile karıştırılır. Bir miktar sirke ilave edilerek diş etlerine sürülür.
* Oğul otu ve kekik sirkeli suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı ağızda tutularak çalkalanır.
* Hatmi ile mercanköşk birlikte kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı ağızda gargara yapılır.
* Tere otu ağızda çiğnenir.
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Sorunun cevabı devekuşu sendromunda saklıdır. Aslında böyle bir sendrom mevcut bile değil ve deyim oldukça yeni.
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Yeni ama Amerika'da gittikçe daha sık kullanılıyor. Sendromun bir adı daha var: John Wayne Sendromu. Onu son zamanların uydurma ama gerçeklik payı olan sendromlarından biri gibi de düşünebilirsiniz. Metroseksüel veya überseksüel erkeklerin bu sendroma yakalanma ihtimali daha yüksek. Sendrom neredeyse erkeklere özeldir. İşte devekuşu sendromunun öyküsü.
DEVE KUŞU SENDROMUNA YAKALANMAYIN
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Erkeklerin daha yapılı ve güçlü olmalarına rağmen neden kadınlardan daha kısa yaşadıklarının cevabı bu sendromda gizlidir. Erkekler bütün milletlerde, tüm coğrafyalarda daha genç yaşta ölmekte, daha sık hastalanıp, daha zor iyileşmektedir. Bu durumu açıklamak için pek çok neden var ama sorun aslında biraz biyolojik biraz da erkek tipi davranışsal ve sosyal özelliklerle ilişkilidir.
Erkekler kas ve kemik açısından güçlü görünseler de, poligam, über veya hiper olduklarını iddia etseler de ne yazık ki ciddi bazı biyolojik kusurlara sahipler. Kadınların iki X kromozomu varken, erkeklerde sadece bir tane X kromozomu mevcut. Yaşamı kısaltıcı kalp hastalıklarına ve belki de bazı kanserlere yakalanmayı kolaylaştırıcı etkisi olduğu ileri sürülen testosteron hormonu erkeklerde kadınlardan (doğal olarak) çok daha yüksek. Ayrıca erkeklerin iyi kolesterol (HDL) seviyeleri kadınlara oranla bir hayli düşük. Erkekler karın çevresinden yağlanmaya, glikoz tolerans bozukluğu ve hipertansiyona yakalanmaya kadınlara oranla daha eğilimliler. Sözün kısası erkekler zaten yapısal olarak damar hastalıklarına yani kalp krizi ve felç gibi sorunlara daha açıklar. Yani birazcık imalat kusurları var!
ERKEK DOĞMAK DAHA RİSKLİ
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Erkeklerin riskleri bununla da bitmiyor. İş stresleri daha yüksek, sosyal iletişimleri ise bir hayli bozuk. Arkadaş ve aileden destek alma konusunda oldukça beceriksizler. Duygularında samimi olduklarını, arkadaşlıklarını köklü tuttuklarını söylemek de zor. Kadınlara oranla daha kolay endişelenen, korkan ama daha zor sevinen, zor inanan ve hoşgören, az bağışlayan bir ruhsal organizasyonları var. Ayrıca kadınlardan daha agresifler. Şiddet ve hiddet skorları daha yüksek. Gereksiz riskleri kolayca alabiliyorlar. Sigara ve alkol kullanımı, araçlarda kemer bağlamamak, kondom kullanmamak gibi risk azaltıcı önlemleri pek önemsemiyorlar. Doktorlara hasta olunca bile pek gitmiyorlar. Düzenli tetkik yaptırma alışkanlıkları da kadınlara oranla bir hayli düşük.
DAHASI VAR
Erkeklerin sorunları bunlarla da bitmiyor. Erkekler gereksiz yere risk alma dışında kişisel bakımlarında da oldukça ciddi sorunlar yaşıyor. Bu sorun özellikle orta yaşlarda daha da belirginleşiyor. Kısacası, uzmanlar erkeklerin bu tavırlarını başını kuma gömmüş deve kuşlarına benzetiyor ve bu durumu deve kuşu sendromu diye adlandırıyor. Maço tavırları nedeniyle uslanmaz sigara tüketicisi John Wayne bu sendromun en önemli örneği. Belki de bu nedenle sendromun ikinci bir adı daha var : John Wayne Sendromu.
ERKEKLERE 10 EMİR
Dr. Harvey Simon erkeklere bu sendromdan korunmak için bir yol haritası hazırlamış ve 10 kuralı mutlaka uygulamalarını istemiş. Devekuşu sendromuna yakalanmak istemeyen bir erkekseniz bu öğütleri tutmanızda yarar var.
1. Tütün ürünlerinden uzak durun.
2. Alkol kullanmayın ya da iyice azaltın.
3. Düzenli egzersiz yapın.
4. Doğru beslenin.
5. Stresinizi iyi yönetin.
6. Vücut yağ oranınızı azaltın.
7. Emniyet kemeri takmayı unutmayın.
8. Radyasyon ve ultraviyole kaynaklarından, kimyasal ve çevresel zararlardan uzak durun.
9. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunun.
10. Vücudunuzu dinlemeyi öğrenin. Herhangi bir işaret alırsanız, hemen doktorunuzla görüşün.
ANDROPOZ
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Türk toplumu menopozlu kadınlara gösterdiği ilgiyi şimdiye kadar erkeklerden esirgemiştir! Kadınların menopoz dönemi sorunlarını araştıran, çözüm yolları arayan menopoz dernekleri var. Erkeklerin dernek kurmak bir tarafa bu konuda sesleri bile çıkmıyor.
Yaşlanma sürecinin doğal bir parçası olan andropoz aslında birçok erkeği hiç etkilemiyor. Çoğu erkek böyle bir dönemin farkında bile değil. Kas gücündeki azalmayı, karnındaki yağlanmayı, dikkatindeki dağılmayı, uyku sorunları veya kas-kemik ağrılarını başka sebeplere bağlıyor. Bazı erkekler de yaşadığı cinsel sorunları ya normal kabul edip boyun eğiyor ya da saklama telaşına giriyor. Bunun nedeni biraz da sürecin özelliği ile ilgili. Erkekler kadınlarda olduğu gibi tam bir hormonal kesilme yaşamıyor. Erkeklerde yavaş ilerleyen ve yaşlandıkça belirginleşen bir testosteron hormonu kaybı söz konusu. Bu yavaş ama ilerleyici kayıp çoğu kez bir sorun çıkmadan geçiştiriliyor. Erkeklerde de, kaybedilen testosteronun yerine konması mümkün. Bu durum "hormon yerine koyma tedavisi" olarak biliniyor. Hormon eksikliğini gidermede ağız veya cilt yoluyla kullanılan güvenli tablet ve kremler var.
Hormon yerine koyma tedavisi her erkek için gerekli mi sorusunu ürologlar "hayır" diye yanıtlıyor. Prostat kanseri şüphesi olanlarda, prostat büyümesi nedeniyle idrar boşaltmada ciddi sorunlar yaşayanlarda, psikiyatrik problemleri bulunanlarda, karaciğer yetmezliği gibi organ yetersizliği belirlenenlerde testosteron ile yerine koyma tedavisini zararlı buluyorlar. Uzmanlar testosteronu gerekli durumlarda mutlaka kullanıyor.
CİNSELLİK SONSUZA DEK MÜMKÜNDÜR
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Bir kez daha hatırlatalım: Cinsellik sağlıklı yaşayan, doğru beslenen, düzenli aktivitesi olan, sigara ve alkol kullanmayan, stres yönetiminde başarılı erkeklerde 80'li yaşlarda bile sorun olmuyor. Bunlar andropoz sorunlarını neredeyse hiç yaşamıyor. Massachusetts Andropoz Araştırmaları'nda bazı fiziksel düşüşler nedeniyle cinsel tatminin yaşlılıkla birlikte azaldığı düşüncesinin yanlış olduğu anlaşılmıştır. İnsanlar yaşlandıkça daha az cinsel ilişkiye girdiklerinden bir algı yanılgısı ortaya çıkıyor. Bu araştırmanın sonuçlarına göre tam tersine, cinsel tatminin kalitesi yaşla birlikte bir miktar artıyor bile. Çünkü yaş cinsellik konusunda bilgi, deneyim ve tecrübe kazanılmasını sağlıyor.
Yaşının getirdiği değişiklikleri kabul eden, hayatı gerektiği gibi yaşayan, değerlendiren erkeklerde andropoz dönemi cinsel güçte ciddi bir azalmaya neden olmuyor. Erkeklik cinsellikle başlamadığı gibi cinsellikle de bitmiyor. Andropozu lütfen bir iktidar savaşı olarak görmeyin.
ANDROPOZ REÇETENİZ
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
- Kilo fazlalığı sorununuz varsa en kısa zamanda çözmeye çalışın.
- Bir egzersiz programı oluşturun. İşe her gün 30-35 dakikalık sıkı bir yürüyüşle başlayın.
- Protein tüketiminizi kontrol edin. Yeteri kadar protein almıyorsanız, eksiğinizi giderin. Özellikle kırmızı veya beyaz et gibi hayvansal proteinleri yeteri kadar tüketin. Kırmızı eti haftada 2 kez ve yağsız bölümlerinden tüketmenizde fayda var.
- Dinlenmeye, eğlenmeye zaman ayırın. Tatillerinizi iyi değerlendirin.
- Uyku sorunlarınız varsa, doktorunuzdan yardım isteyin.
- B6, B1 ve E vitaminleri ile çinko desteklerinden istifade edin.
- Yorgunsanız ginseng, ginkgo biloba ve argininden de yararlanabilirsiniz.
- Olumlu, keyifli, eğlenceli biri olmaya gayret edin. Kitap okuyun, sinemaya gidin, briç ve satranç gibi oyunlar oynayın.
- Kullandığınız ilaçları gözden geçirin. Cinsel yaşamı etkileyenleri varsa doktorunuzdan yardım isteyin.
- Testosteron seviyenizi kontrol ettirin.
- Bütün bunlar sorununuzu gidermiyorsa bir uzmandan (üroloji veya endokrinoloji) yardım istemekten çekinmeyin.
UNUTMAYIN
TESTOSTERON AZLIĞININ TEDAVİSİ MÜMKÜN
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Testosteron düşüklüğünü "fizyolojik düzeyde kalması koşuluyla" yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak kabul etmek gerekiyor. Ama testosteron seviyesinde beklenenden hızlı bir düşme varsa, nedeni mutlaka araştırılmalıdır. Eğer testosteron eksikliği ile ilişkili ciddi yakınmalar da ortaya çıkmışsa, yaşla ilişkili olsa bile testosteron eksikliğinin tedavisi yapılmalıdır. Testosteron eksikliğinin mevcudiyetini gösteren belirtilerden rahatsızlık duyuyorsanız, problemlerinizi çözmede size yardımcı olabilecek bir uzmanla görüşmenizde yarar vardır. Bir üroloji uzmanı -özellikle androloji konusunda deneyimli olanlar- veya endokrinolog sorununuzu çözme ve yönetmede size daha çok yardımcı olacaktır. Uzman, deneyimli bir hekim ve bilinçli bir hastanın işbirliği testosteron eksikliğini ortadan kaldırır.
BİR BİLGİ
CİNSEL GÜÇ KAYBININ BAŞKA SEBEPLERİ DE VAR
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Testosteron hormonunun erkeklerde önemli görevleri var. Cinsel fonksiyonların gelişmesi, korunması ve sürdürülmesi, cinselliğin uyarılmasında bu hormon ciddi bir rol üstlenir. Testosteron eksikliğinde cinsel ilişki isteğinin azalması, cinsel aktivitenin baskılanması bundandır. Testosteron seviyesindeki azalma beklenenden daha hızlı ve yoğun olduğunda erkek cinselliğinde ciddi fırtınalar yaşanır. Hemen belirtelim: Cinsel arzuyu ve gücü etkileyen sadece testosteron hormonu değildir. Ruhsal kökenli hastalıklar (depresyon, akut anksiyete…), yaşanan bazı sağlık sorunları, özellikle hormonal problemler (şeker hastalığı, tiroid bezi hastalıkları, hipofiz bezi hastalıkları), damarsal sorunlar ve metabolizma ile ilişkili problemler de cinsel yaşamı olumsuz yönde etkileyebilir. Bazı ilaçların (antidepresanlar, uyku ilaçları, betablokerler, idrar söktürücüler…) ve besin desteklerinin de (pasion flower) cinsel yaşamın tadını kaçırabileceği biliniyor.
Sorunun cevabı devekuşu sendromunda saklıdır. Aslında böyle bir sendrom mevcut bile değil ve deyim oldukça yeni.
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Yeni ama Amerika'da gittikçe daha sık kullanılıyor. Sendromun bir adı daha var: John Wayne Sendromu. Onu son zamanların uydurma ama gerçeklik payı olan sendromlarından biri gibi de düşünebilirsiniz. Metroseksüel veya überseksüel erkeklerin bu sendroma yakalanma ihtimali daha yüksek. Sendrom neredeyse erkeklere özeldir. İşte devekuşu sendromunun öyküsü.
DEVE KUŞU SENDROMUNA YAKALANMAYIN
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Erkeklerin daha yapılı ve güçlü olmalarına rağmen neden kadınlardan daha kısa yaşadıklarının cevabı bu sendromda gizlidir. Erkekler bütün milletlerde, tüm coğrafyalarda daha genç yaşta ölmekte, daha sık hastalanıp, daha zor iyileşmektedir. Bu durumu açıklamak için pek çok neden var ama sorun aslında biraz biyolojik biraz da erkek tipi davranışsal ve sosyal özelliklerle ilişkilidir.
Erkekler kas ve kemik açısından güçlü görünseler de, poligam, über veya hiper olduklarını iddia etseler de ne yazık ki ciddi bazı biyolojik kusurlara sahipler. Kadınların iki X kromozomu varken, erkeklerde sadece bir tane X kromozomu mevcut. Yaşamı kısaltıcı kalp hastalıklarına ve belki de bazı kanserlere yakalanmayı kolaylaştırıcı etkisi olduğu ileri sürülen testosteron hormonu erkeklerde kadınlardan (doğal olarak) çok daha yüksek. Ayrıca erkeklerin iyi kolesterol (HDL) seviyeleri kadınlara oranla bir hayli düşük. Erkekler karın çevresinden yağlanmaya, glikoz tolerans bozukluğu ve hipertansiyona yakalanmaya kadınlara oranla daha eğilimliler. Sözün kısası erkekler zaten yapısal olarak damar hastalıklarına yani kalp krizi ve felç gibi sorunlara daha açıklar. Yani birazcık imalat kusurları var!
ERKEK DOĞMAK DAHA RİSKLİ
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Erkeklerin riskleri bununla da bitmiyor. İş stresleri daha yüksek, sosyal iletişimleri ise bir hayli bozuk. Arkadaş ve aileden destek alma konusunda oldukça beceriksizler. Duygularında samimi olduklarını, arkadaşlıklarını köklü tuttuklarını söylemek de zor. Kadınlara oranla daha kolay endişelenen, korkan ama daha zor sevinen, zor inanan ve hoşgören, az bağışlayan bir ruhsal organizasyonları var. Ayrıca kadınlardan daha agresifler. Şiddet ve hiddet skorları daha yüksek. Gereksiz riskleri kolayca alabiliyorlar. Sigara ve alkol kullanımı, araçlarda kemer bağlamamak, kondom kullanmamak gibi risk azaltıcı önlemleri pek önemsemiyorlar. Doktorlara hasta olunca bile pek gitmiyorlar. Düzenli tetkik yaptırma alışkanlıkları da kadınlara oranla bir hayli düşük.
DAHASI VAR
Erkeklerin sorunları bunlarla da bitmiyor. Erkekler gereksiz yere risk alma dışında kişisel bakımlarında da oldukça ciddi sorunlar yaşıyor. Bu sorun özellikle orta yaşlarda daha da belirginleşiyor. Kısacası, uzmanlar erkeklerin bu tavırlarını başını kuma gömmüş deve kuşlarına benzetiyor ve bu durumu deve kuşu sendromu diye adlandırıyor. Maço tavırları nedeniyle uslanmaz sigara tüketicisi John Wayne bu sendromun en önemli örneği. Belki de bu nedenle sendromun ikinci bir adı daha var : John Wayne Sendromu.
ERKEKLERE 10 EMİR
Dr. Harvey Simon erkeklere bu sendromdan korunmak için bir yol haritası hazırlamış ve 10 kuralı mutlaka uygulamalarını istemiş. Devekuşu sendromuna yakalanmak istemeyen bir erkekseniz bu öğütleri tutmanızda yarar var.
1. Tütün ürünlerinden uzak durun.
2. Alkol kullanmayın ya da iyice azaltın.
3. Düzenli egzersiz yapın.
4. Doğru beslenin.
5. Stresinizi iyi yönetin.
6. Vücut yağ oranınızı azaltın.
7. Emniyet kemeri takmayı unutmayın.
8. Radyasyon ve ultraviyole kaynaklarından, kimyasal ve çevresel zararlardan uzak durun.
9. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunun.
10. Vücudunuzu dinlemeyi öğrenin. Herhangi bir işaret alırsanız, hemen doktorunuzla görüşün.
ANDROPOZ
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Türk toplumu menopozlu kadınlara gösterdiği ilgiyi şimdiye kadar erkeklerden esirgemiştir! Kadınların menopoz dönemi sorunlarını araştıran, çözüm yolları arayan menopoz dernekleri var. Erkeklerin dernek kurmak bir tarafa bu konuda sesleri bile çıkmıyor.
Yaşlanma sürecinin doğal bir parçası olan andropoz aslında birçok erkeği hiç etkilemiyor. Çoğu erkek böyle bir dönemin farkında bile değil. Kas gücündeki azalmayı, karnındaki yağlanmayı, dikkatindeki dağılmayı, uyku sorunları veya kas-kemik ağrılarını başka sebeplere bağlıyor. Bazı erkekler de yaşadığı cinsel sorunları ya normal kabul edip boyun eğiyor ya da saklama telaşına giriyor. Bunun nedeni biraz da sürecin özelliği ile ilgili. Erkekler kadınlarda olduğu gibi tam bir hormonal kesilme yaşamıyor. Erkeklerde yavaş ilerleyen ve yaşlandıkça belirginleşen bir testosteron hormonu kaybı söz konusu. Bu yavaş ama ilerleyici kayıp çoğu kez bir sorun çıkmadan geçiştiriliyor. Erkeklerde de, kaybedilen testosteronun yerine konması mümkün. Bu durum "hormon yerine koyma tedavisi" olarak biliniyor. Hormon eksikliğini gidermede ağız veya cilt yoluyla kullanılan güvenli tablet ve kremler var.
Hormon yerine koyma tedavisi her erkek için gerekli mi sorusunu ürologlar "hayır" diye yanıtlıyor. Prostat kanseri şüphesi olanlarda, prostat büyümesi nedeniyle idrar boşaltmada ciddi sorunlar yaşayanlarda, psikiyatrik problemleri bulunanlarda, karaciğer yetmezliği gibi organ yetersizliği belirlenenlerde testosteron ile yerine koyma tedavisini zararlı buluyorlar. Uzmanlar testosteronu gerekli durumlarda mutlaka kullanıyor.
CİNSELLİK SONSUZA DEK MÜMKÜNDÜR
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Bir kez daha hatırlatalım: Cinsellik sağlıklı yaşayan, doğru beslenen, düzenli aktivitesi olan, sigara ve alkol kullanmayan, stres yönetiminde başarılı erkeklerde 80'li yaşlarda bile sorun olmuyor. Bunlar andropoz sorunlarını neredeyse hiç yaşamıyor. Massachusetts Andropoz Araştırmaları'nda bazı fiziksel düşüşler nedeniyle cinsel tatminin yaşlılıkla birlikte azaldığı düşüncesinin yanlış olduğu anlaşılmıştır. İnsanlar yaşlandıkça daha az cinsel ilişkiye girdiklerinden bir algı yanılgısı ortaya çıkıyor. Bu araştırmanın sonuçlarına göre tam tersine, cinsel tatminin kalitesi yaşla birlikte bir miktar artıyor bile. Çünkü yaş cinsellik konusunda bilgi, deneyim ve tecrübe kazanılmasını sağlıyor.
Yaşının getirdiği değişiklikleri kabul eden, hayatı gerektiği gibi yaşayan, değerlendiren erkeklerde andropoz dönemi cinsel güçte ciddi bir azalmaya neden olmuyor. Erkeklik cinsellikle başlamadığı gibi cinsellikle de bitmiyor. Andropozu lütfen bir iktidar savaşı olarak görmeyin.
ANDROPOZ REÇETENİZ
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
- Kilo fazlalığı sorununuz varsa en kısa zamanda çözmeye çalışın.
- Bir egzersiz programı oluşturun. İşe her gün 30-35 dakikalık sıkı bir yürüyüşle başlayın.
- Protein tüketiminizi kontrol edin. Yeteri kadar protein almıyorsanız, eksiğinizi giderin. Özellikle kırmızı veya beyaz et gibi hayvansal proteinleri yeteri kadar tüketin. Kırmızı eti haftada 2 kez ve yağsız bölümlerinden tüketmenizde fayda var.
- Dinlenmeye, eğlenmeye zaman ayırın. Tatillerinizi iyi değerlendirin.
- Uyku sorunlarınız varsa, doktorunuzdan yardım isteyin.
- B6, B1 ve E vitaminleri ile çinko desteklerinden istifade edin.
- Yorgunsanız ginseng, ginkgo biloba ve argininden de yararlanabilirsiniz.
- Olumlu, keyifli, eğlenceli biri olmaya gayret edin. Kitap okuyun, sinemaya gidin, briç ve satranç gibi oyunlar oynayın.
- Kullandığınız ilaçları gözden geçirin. Cinsel yaşamı etkileyenleri varsa doktorunuzdan yardım isteyin.
- Testosteron seviyenizi kontrol ettirin.
- Bütün bunlar sorununuzu gidermiyorsa bir uzmandan (üroloji veya endokrinoloji) yardım istemekten çekinmeyin.
UNUTMAYIN
TESTOSTERON AZLIĞININ TEDAVİSİ MÜMKÜN
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Testosteron düşüklüğünü "fizyolojik düzeyde kalması koşuluyla" yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak kabul etmek gerekiyor. Ama testosteron seviyesinde beklenenden hızlı bir düşme varsa, nedeni mutlaka araştırılmalıdır. Eğer testosteron eksikliği ile ilişkili ciddi yakınmalar da ortaya çıkmışsa, yaşla ilişkili olsa bile testosteron eksikliğinin tedavisi yapılmalıdır. Testosteron eksikliğinin mevcudiyetini gösteren belirtilerden rahatsızlık duyuyorsanız, problemlerinizi çözmede size yardımcı olabilecek bir uzmanla görüşmenizde yarar vardır. Bir üroloji uzmanı -özellikle androloji konusunda deneyimli olanlar- veya endokrinolog sorununuzu çözme ve yönetmede size daha çok yardımcı olacaktır. Uzman, deneyimli bir hekim ve bilinçli bir hastanın işbirliği testosteron eksikliğini ortadan kaldırır.
BİR BİLGİ
CİNSEL GÜÇ KAYBININ BAŞKA SEBEPLERİ DE VAR
erkeklerde olabilecek öldürücü hastalıklar
Testosteron hormonunun erkeklerde önemli görevleri var. Cinsel fonksiyonların gelişmesi, korunması ve sürdürülmesi, cinselliğin uyarılmasında bu hormon ciddi bir rol üstlenir. Testosteron eksikliğinde cinsel ilişki isteğinin azalması, cinsel aktivitenin baskılanması bundandır. Testosteron seviyesindeki azalma beklenenden daha hızlı ve yoğun olduğunda erkek cinselliğinde ciddi fırtınalar yaşanır. Hemen belirtelim: Cinsel arzuyu ve gücü etkileyen sadece testosteron hormonu değildir. Ruhsal kökenli hastalıklar (depresyon, akut anksiyete…), yaşanan bazı sağlık sorunları, özellikle hormonal problemler (şeker hastalığı, tiroid bezi hastalıkları, hipofiz bezi hastalıkları), damarsal sorunlar ve metabolizma ile ilişkili problemler de cinsel yaşamı olumsuz yönde etkileyebilir. Bazı ilaçların (antidepresanlar, uyku ilaçları, betablokerler, idrar söktürücüler…) ve besin desteklerinin de (pasion flower) cinsel yaşamın tadını kaçırabileceği biliniyor.
Aşırı TV izlemek saldırganlaştırıyor.
ABD'de yapılan bir araştırmaya göre fazla televizyon izlemek hem saldırganlaştırıyor hemde ruhsal dengenizi bozabiliyor.
Bu durum özellikle yeni bebeklik çağından çıkmış çoçuklarda ( 3 yaş ve üzeri ) saldırgan kişiler olmasına yol açabilecegini ortaya koydu.
Araştırmada, Amerikan Pediyatri Akademisi tarafından 2 yaş ve altındaki çocuklara televizyon seyrettirilmemesi, daha büyüklerin ise günde en fazla iki saat seyretmeleri yönündeki önerisine de işaret edilerek, çocukların kişisel gelişimlerinde yararlı olacak okuma ve oyun oynamak gibi etkinlikler yerine televizyon seyretmelerinin genel olarak kişisel gelişmelerini de olumsuz etkilediği kaydedildi.
ABD'de yapılan bir araştırmaya göre fazla televizyon izlemek hem saldırganlaştırıyor hemde ruhsal dengenizi bozabiliyor.
Bu durum özellikle yeni bebeklik çağından çıkmış çoçuklarda ( 3 yaş ve üzeri ) saldırgan kişiler olmasına yol açabilecegini ortaya koydu.
Araştırmada, Amerikan Pediyatri Akademisi tarafından 2 yaş ve altındaki çocuklara televizyon seyrettirilmemesi, daha büyüklerin ise günde en fazla iki saat seyretmeleri yönündeki önerisine de işaret edilerek, çocukların kişisel gelişimlerinde yararlı olacak okuma ve oyun oynamak gibi etkinlikler yerine televizyon seyretmelerinin genel olarak kişisel gelişmelerini de olumsuz etkilediği kaydedildi.
Domuz gribi, Domuz Gribi Virüsü, Domuz Gribi H1N1 Virüsü Nedir ?
Grip Nedir?
Hastalık etkeni bir virüstür.
Yüksek ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, halsizlik, yaygın vücut ağrısı belirtileri ile seyreder.
Grip mevsimsel olarak genellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbaharın ilk aylarında görülür. Bunun sebebi; soğuk, artan nem, kalabalık ve sıkışık ortamlardır.
Ülkemizde genellikle Aralık-Mart ayları arasında görülmekte olup, son 2 yıldır Mayıs ayının ortalarına kadar sarkmaktadır.
Her yıl belli aylarda ortaya çıkan mevsimsel grip, özellikle risk gruplarında ölümlere yol açabilen bir hastalıktır.
Grip ölümler dışında iş gücü kaybı, üretim kaybı, çeşitli komplikasyonlar, ilaç kullanımı, hastane yatışı vb. birçok alanda sanılandan daha fazla olumsuz etkiye sahiptir.
Çok sayıda grip virüsü alt tipi mevcuttur.
İnsanlarda, kanatlılarda ve memeli hayvanlarda farklı virüs tipleri hastalığa yol açmaktadır.
Hayvan ve insan grip virüsleri aynı canlıda buluştuklarında genetik materyal alışverişi yapabilmektedirler. Bu şekilde yeni virüs alt tipleri ortaya çıkabilmektedir.
Dolaşımdaki virüslerdeki bu değişim dolayısıyla grip aşısının muhtevasını her yıl değiştirmek gerekmektedir.
20. Yüzyıl Grip Salgınları
Resmi rakamlara göre;
1918 İspanyol Gribi salgınında 50 milyon,
957 Asya Gribi salgınında 1 milyon
1968 Hong Kong Gribi salgınında 800 bin kişi ölmüştür.
Domuz (Pandemik H1N1) Gribi
Mart 2009’da Meksika’da insanlarda hastalık yapan yeni bir grip virüsü (Domuz Gribi) tespit edilmiştir. Hastalığa, etken virüsün domuz gribi virüsüne benzerliği ve virüsteki genetik değişimin domuzda meydana gelmesi sebebiyle “domuz gribi” denmiştir.
Hastalık ABD başta olmak üzere önce bölge ülkelerine, daha sonra da dünyaya yayılmıştır.11 Haziran 2009’da Dünya Sağlık Örgütü yeni H1N1 grip virüsüne bağlı pandeminin başladığını ilan etmiştir.
Domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşıcı mıdır?
Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir.
Domuz Eti Yiyenler Domuz Gribine Yakalanır mı?
Domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Virüs solunum yoluyla bulaşıyor.
Domuz gribinin (A/H1N1) belirtileri nelerdir?
Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzerdir. Bunlar:
Ateş,
Öksürük,
Boğaz ağrısı,
Yaygın vücut ağrısı,
Baş ağrısı,
Üşüme
Yorgunluk gibi belirtileri içermektedir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilmektedir.
Pandemik H1N1 Gribinin Seyri
Hastalık başlangıçta beklenenden daha hafif seyretmekte ve beklenenden daha az ölüme yol açmaktadır. Bununla birlikte hastalığın yoğun görüldüğü ülkelere ait veriler; gebeler, 5 yaş altı çocuklar, kalp hastalığı, şeker hastalığı, akciğer ve böbrek hastalığı gibi kronik hastalıkları olan risk grubundaki kişilerde ağır seyrettiğini göstermiştir.
Ayrıca mevsimsel gribe kıyasla çocuklar ve gençler daha sık hastalanmaktadır.Ölümlerin engellenmesi amacıyla birçok bulaşıcı hastalıkta olduğu gibi risk gruplarının aşılanmasının öncelikli önemi vardır.
Geçmiş tecrübeler, hastalığın mevcut durumdan ağır seyirli duruma geçme potansiyeline sahip olduğunu gösterdiğinden vatandaşlarımızın ve ilgili kurumların korunma tedbirlerini gevşetmemeleri gerekir.
Domuz gribi (A/H1N1) nasıl bulaşmaktadır?
Domuz gribinin de yine mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir.
Sulardan domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşabilir mi?
İçme, kullanma ve havuz sularıyla bulaşma gösterilmemiştir.
Domuz gribini tedavi eden ilaçlar var mıdır?
Evet. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır.
Hastalığa yakalanan kişiler ne kadar süreyle bulaştırıcıdır?
Kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar.
Daha çok hangi yüzeyler bulaşma kaynağıdır?
Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller yıkanmalıdır.
Ev ve eşyaların temizliğinde nelere dikkat etmek gerekir?
Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri, mutfak tezgahı, oyuncaklar vb) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesi yeterlidir. Günlük kullandığımız temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddeler de etkilidir.
Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve kap kacağın ayrı olarak yıkanmasına gerek yoktur. Ancak, bu eşyalar yıkanmadan başkası tarafından kullanılmamalıdır. Bu çarşaflar mümkün olduğunca elle temas edilmeden taşınmalı ve yıkanmalıdır. Hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır. Hastaya ait kap kacak ya bulaşık makinesinde ya da elde deterjan kullanılarak yıkanmalıdır.
Domuz gribinden kendimi nasıl koruyabilirim?
Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:
Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atınız.
Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir.
Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız.
Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz.
Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz.
Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırınız.
Hastalıktan korunmak için ellerimi nasıl yıkamalıyım?
Ellerinizi 15-20 saniye süreyle su ve sabunla yıkamalısınız. Su ve sabuna ulaşamadığınız yerlerde alkol içeren el antiseptikleri kullanabilirsiniz.
Hastalıktan korunmak için ellerimi nasıl yıkamalıyım?
Ellerinizi 15-20 saniye süreyle su ve sabunla yıkamalısınız. Su ve sabuna ulaşamadığınız yerlerde alkol içeren el antiseptikleri kullanabilirsiniz. Şekillerle el yıkamayı görmek için tıklayınız.
Hastalanırsam ne yapmalıyım?
Domuz gribi şüpheli bir kişi ile temastan sonraki 7 gün içinde kendinizde yukarıda sıralanan hastalık belirtileri olduğunu hissederseniz hemen bir doktora başvurmalısınız. Doktorunuz herhangi bir teste ya da tedaviye ihtiyacınızın olup olmadığına karar verecektir.
Eğer hastalandıysanız veya hastalık belirtilerini gösteriyorsanız evde istirahat ediniz ve çevrenizdeki kişilerden de onlara bulaştırmamak için uzak durunuz.
Erişkinlerde acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?
Zor nefes almak veya nefes darlığı
Bilinç bulanıklığı
Sık ve uzun süreli kusma
Çocuklardaki acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?
Hızlı veya zor nefes alma
Vücutta solgunluk ya da morarma
Beslenememe
Uyarılara cevapta azalma ve uykuya meyil
Huzursuzluk
Ateşle beraber dö küntü görülmesi
Grip Nedir?
Hastalık etkeni bir virüstür.
Yüksek ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, halsizlik, yaygın vücut ağrısı belirtileri ile seyreder.
Grip mevsimsel olarak genellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbaharın ilk aylarında görülür. Bunun sebebi; soğuk, artan nem, kalabalık ve sıkışık ortamlardır.
Ülkemizde genellikle Aralık-Mart ayları arasında görülmekte olup, son 2 yıldır Mayıs ayının ortalarına kadar sarkmaktadır.
Her yıl belli aylarda ortaya çıkan mevsimsel grip, özellikle risk gruplarında ölümlere yol açabilen bir hastalıktır.
Grip ölümler dışında iş gücü kaybı, üretim kaybı, çeşitli komplikasyonlar, ilaç kullanımı, hastane yatışı vb. birçok alanda sanılandan daha fazla olumsuz etkiye sahiptir.
Çok sayıda grip virüsü alt tipi mevcuttur.
İnsanlarda, kanatlılarda ve memeli hayvanlarda farklı virüs tipleri hastalığa yol açmaktadır.
Hayvan ve insan grip virüsleri aynı canlıda buluştuklarında genetik materyal alışverişi yapabilmektedirler. Bu şekilde yeni virüs alt tipleri ortaya çıkabilmektedir.
Dolaşımdaki virüslerdeki bu değişim dolayısıyla grip aşısının muhtevasını her yıl değiştirmek gerekmektedir.
20. Yüzyıl Grip Salgınları
Resmi rakamlara göre;
1918 İspanyol Gribi salgınında 50 milyon,
957 Asya Gribi salgınında 1 milyon
1968 Hong Kong Gribi salgınında 800 bin kişi ölmüştür.
Domuz (Pandemik H1N1) Gribi
Mart 2009’da Meksika’da insanlarda hastalık yapan yeni bir grip virüsü (Domuz Gribi) tespit edilmiştir. Hastalığa, etken virüsün domuz gribi virüsüne benzerliği ve virüsteki genetik değişimin domuzda meydana gelmesi sebebiyle “domuz gribi” denmiştir.
Hastalık ABD başta olmak üzere önce bölge ülkelerine, daha sonra da dünyaya yayılmıştır.11 Haziran 2009’da Dünya Sağlık Örgütü yeni H1N1 grip virüsüne bağlı pandeminin başladığını ilan etmiştir.
Domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşıcı mıdır?
Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir.
Domuz Eti Yiyenler Domuz Gribine Yakalanır mı?
Domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Virüs solunum yoluyla bulaşıyor.
Domuz gribinin (A/H1N1) belirtileri nelerdir?
Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzerdir. Bunlar:
Ateş,
Öksürük,
Boğaz ağrısı,
Yaygın vücut ağrısı,
Baş ağrısı,
Üşüme
Yorgunluk gibi belirtileri içermektedir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilmektedir.
Pandemik H1N1 Gribinin Seyri
Hastalık başlangıçta beklenenden daha hafif seyretmekte ve beklenenden daha az ölüme yol açmaktadır. Bununla birlikte hastalığın yoğun görüldüğü ülkelere ait veriler; gebeler, 5 yaş altı çocuklar, kalp hastalığı, şeker hastalığı, akciğer ve böbrek hastalığı gibi kronik hastalıkları olan risk grubundaki kişilerde ağır seyrettiğini göstermiştir.
Ayrıca mevsimsel gribe kıyasla çocuklar ve gençler daha sık hastalanmaktadır.Ölümlerin engellenmesi amacıyla birçok bulaşıcı hastalıkta olduğu gibi risk gruplarının aşılanmasının öncelikli önemi vardır.
Geçmiş tecrübeler, hastalığın mevcut durumdan ağır seyirli duruma geçme potansiyeline sahip olduğunu gösterdiğinden vatandaşlarımızın ve ilgili kurumların korunma tedbirlerini gevşetmemeleri gerekir.
Domuz gribi (A/H1N1) nasıl bulaşmaktadır?
Domuz gribinin de yine mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir.
Sulardan domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşabilir mi?
İçme, kullanma ve havuz sularıyla bulaşma gösterilmemiştir.
Domuz gribini tedavi eden ilaçlar var mıdır?
Evet. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır.
Hastalığa yakalanan kişiler ne kadar süreyle bulaştırıcıdır?
Kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar.
Daha çok hangi yüzeyler bulaşma kaynağıdır?
Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller yıkanmalıdır.
Ev ve eşyaların temizliğinde nelere dikkat etmek gerekir?
Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri, mutfak tezgahı, oyuncaklar vb) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesi yeterlidir. Günlük kullandığımız temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddeler de etkilidir.
Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve kap kacağın ayrı olarak yıkanmasına gerek yoktur. Ancak, bu eşyalar yıkanmadan başkası tarafından kullanılmamalıdır. Bu çarşaflar mümkün olduğunca elle temas edilmeden taşınmalı ve yıkanmalıdır. Hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır. Hastaya ait kap kacak ya bulaşık makinesinde ya da elde deterjan kullanılarak yıkanmalıdır.
Domuz gribinden kendimi nasıl koruyabilirim?
Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:
Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atınız.
Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir.
Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız.
Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz.
Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz.
Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırınız.
Hastalıktan korunmak için ellerimi nasıl yıkamalıyım?
Ellerinizi 15-20 saniye süreyle su ve sabunla yıkamalısınız. Su ve sabuna ulaşamadığınız yerlerde alkol içeren el antiseptikleri kullanabilirsiniz.
Hastalıktan korunmak için ellerimi nasıl yıkamalıyım?
Ellerinizi 15-20 saniye süreyle su ve sabunla yıkamalısınız. Su ve sabuna ulaşamadığınız yerlerde alkol içeren el antiseptikleri kullanabilirsiniz. Şekillerle el yıkamayı görmek için tıklayınız.
Hastalanırsam ne yapmalıyım?
Domuz gribi şüpheli bir kişi ile temastan sonraki 7 gün içinde kendinizde yukarıda sıralanan hastalık belirtileri olduğunu hissederseniz hemen bir doktora başvurmalısınız. Doktorunuz herhangi bir teste ya da tedaviye ihtiyacınızın olup olmadığına karar verecektir.
Eğer hastalandıysanız veya hastalık belirtilerini gösteriyorsanız evde istirahat ediniz ve çevrenizdeki kişilerden de onlara bulaştırmamak için uzak durunuz.
Erişkinlerde acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?
Zor nefes almak veya nefes darlığı
Bilinç bulanıklığı
Sık ve uzun süreli kusma
Çocuklardaki acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?
Hızlı veya zor nefes alma
Vücutta solgunluk ya da morarma
Beslenememe
Uyarılara cevapta azalma ve uykuya meyil
Huzursuzluk
Ateşle beraber dö küntü görülmesi
İstanbul'da Tedavisi Devam Eden 13 Yaşındaki Bir Kız Çocuğu Domuz Gribinden Hayatını Kaybetti.
Sağlık Bakanlığı, İstanbul'da tedavisi devam eden 13 yaşındaki bir kız çocuğunun Domuz Gribinden hayatını kaybettiğini duyurdu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, İstanbul'da Pandemik grip nedeniyle tedavisi devam eden 13 yaşında bir kız çocuğunun yaşamını yitirdiği, bu vefatla Pandemik gripten kaybedilen vatandaşların sayısının 8 olduğunu bildirdi.
Durumu ağır 8 hastanın tedavisinin ise yoğun bakımlarda sürdürüldüğü belirtilen açıklamada, 2 yaşından küçük çocuklar, kronik hastalığı olanlar, gebeler ve 65 yaş üstündekilerin grip belirtileri ortaya çıktığında mutlaka bir hekime müracaat etmeleri istendi.
Bunların dışındaki kişilerde grip belirtileri ortaya çıktığında evlerinde istirahat etmeleri önerilen açıklamada, genel durumda kötüleşme, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, 3 günden fazla süren ateş, ciddi ve sürekli kusma şikayetlerinden biri olan vakaların beklemeden doktora müracaatlarının büyük önem taşıdığı vurgulandı.
Anadolu haber ajansı
Sağlık Bakanlığı, İstanbul'da tedavisi devam eden 13 yaşındaki bir kız çocuğunun Domuz Gribinden hayatını kaybettiğini duyurdu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, İstanbul'da Pandemik grip nedeniyle tedavisi devam eden 13 yaşında bir kız çocuğunun yaşamını yitirdiği, bu vefatla Pandemik gripten kaybedilen vatandaşların sayısının 8 olduğunu bildirdi.
Durumu ağır 8 hastanın tedavisinin ise yoğun bakımlarda sürdürüldüğü belirtilen açıklamada, 2 yaşından küçük çocuklar, kronik hastalığı olanlar, gebeler ve 65 yaş üstündekilerin grip belirtileri ortaya çıktığında mutlaka bir hekime müracaat etmeleri istendi.
Bunların dışındaki kişilerde grip belirtileri ortaya çıktığında evlerinde istirahat etmeleri önerilen açıklamada, genel durumda kötüleşme, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, 3 günden fazla süren ateş, ciddi ve sürekli kusma şikayetlerinden biri olan vakaların beklemeden doktora müracaatlarının büyük önem taşıdığı vurgulandı.
Anadolu haber ajansı
Bir uluslararası bilim adamı grubu, evcil domuzun gen haritasını çıkardı.
Bilim adamlarının bu çalışmasıyla hem domuzlar hem de insanlar için yeni tedavi yollarının bulunması ve belki de yeni bir domuz gribi aşısı çabalarına yardımcı olması bekleniyor.
Araştırmacılar çalışmalarının sonuçlarını bugün Birleşik Krallık’taki Hinxton’da Wellcome Trust Sanger Kurumunda düzenlenen toplantıda açıkladı.
Illinois Üniversitesi’nden profesör Larry Schook, toplantıda, buldukları bu yeni bilgiyi kullanmanın yollarını tartışacaklarını bildirdi.
Schook ve meslektaşlarının gen haritasını çıkardıkları kızıl tüylü Durac domuzunun, dünya çapında domuz üretiminde kullanılan 5 büyük cinsten biri olduğu kaydedildi.
Bilim adamlarının bu çalışmasıyla hem domuzlar hem de insanlar için yeni tedavi yollarının bulunması ve belki de yeni bir domuz gribi aşısı çabalarına yardımcı olması bekleniyor.
Araştırmacılar çalışmalarının sonuçlarını bugün Birleşik Krallık’taki Hinxton’da Wellcome Trust Sanger Kurumunda düzenlenen toplantıda açıkladı.
Illinois Üniversitesi’nden profesör Larry Schook, toplantıda, buldukları bu yeni bilgiyi kullanmanın yollarını tartışacaklarını bildirdi.
Schook ve meslektaşlarının gen haritasını çıkardıkları kızıl tüylü Durac domuzunun, dünya çapında domuz üretiminde kullanılan 5 büyük cinsten biri olduğu kaydedildi.
İşte bağışıklık sistemini domuz gribine karşı güçlü tutmak için tüketmeniz gereken gıdalar:
Domuz gribi hastalığına yakalandığınız zaman virüsü yenebilmek için en önemli önkoşul, bağışıklık sisteminizin güçlü olması. İşte bağışıklık sistemini domuz gribine karşı güçlü tutmak için tüketmeniz gereken gıdalar:
Kırmızı biber: Portakalda bulunan C vitamininin 2 katını içerir. C vitamini gribin etkisini yüzde 80 oranında azaltabilecek kadar güçlü bir silahtır.
Yoğurt: İçinde bağırsaklarda mikroplarla savaşan yararlı bakteriler olan probiyotik bulunur. Böylece grip virüsü vücutta barınamaz.
Yeşil çay: Bağışıklığı güçlendiren “epigallocatechin gallate” isimli kimyasalı içerir. Günde 3 fincan tavsiye ediliyor.
Ginseng: ABD’li bilim adamları günde 2 tane 200mg’lık ginseng kökü kapsülü alan insanların grip riskinin yüzde 31 azaldığı belirlendi. Bağışıklığı harekete geçirir.
Badem: Hastalıklarla savaşan antioksidan E vitamini bakımından zengindir. Gripten korunmak için her gün bir ara öğün olarak 24 tane badem yemeye çalışın.
Taze patates: İçindeki “beta carote ”, gribe karşı koruma özelliğini verir. Vücutta A vitaminine çevriliyor ve grip tedavisinde önemli rol bir oynuyor.
Tavuk suyuna çorba: Vücutta mukus üretimini artırarak gribin boğaz ağrısı ve öksürük gibi etkilerini yatıştırmaya yardımcı olur.
Sarımsak: Sülfür maddesi grip sezonunda bu hastalığa yakalanma riskini 2.5 kat azaltıyor ve virüsü öldürme özelliği de bulunuyor. Taze sarımsak daha etkili.
Zencefil: İçeriğinde doğal olarak bulunan “gingerol” maddesi, her türlü enfeksiyonu uzakta tutmaya yardımcı. Zencefil çayını tercih edebilirsiniz.
Ceviz: Antioksidan selenyum soğuk algınlığı, grip ve kansere karşı koruma sağlar. İçindeki selenyum oranı diğer tüm gıdalardan 10 kat oranında daha fazladır.
Turunçgiller: Önemli bir C vitamini kaynağıdır. Özellikle sigara kullanıyorsanız gribe yakalanma riski daha yüksek olduğu için bol bol C vitamini almanız gerekiyor.
Bal: Doğal olarak antibakteriyel özelliklere sahiptir. Çaya ya da yoğurda katarak tüketirseniz etkisi daha da güçlü olur.
Lahana: Ispanak ve lahana gibi koyu yeşil renkli yaprağa sahip sebzeler, bağışıklık sistemini gribe karşı güçlendiren D vitamini bakımından zengindir.
Mantar: Beta-glucan isimli gribe karşı koruyan bir madde içerir. Bağışıklığın grip virüsünü tanımasını ve onu yok etmek için harekete geçmesini sağlar.
Yulaf: Lif, E ve B vitamini ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren mineraller ve beta-glucan’lar bakımdan zengindir.
Elma: Bilim adamları, düzenli olarak elma yiyen insanların gribe yakalanma riskinin azaldığını ortaya koydu. Günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 25’ini karşılar.
Kırmızı et: Bağışıklık sistemini harekete geçirmek için kırmızı et tüketmek gerekiyor. Yetişkinlerin günde ortalama 40-60 gram et tüketmesi tavsiye ediliyor.
Balık: Omega 3 tüketimini artırarak grip ve benzeri enfeksiyonları uzakta tutabilirsiniz. Haftada 2 porsiyon balık tüketilmeli.
Soğan: Doğal antibiyotikler içerir. Bunun yanında gribe karşı bağışıklık sistemini güçlendiren “quercetin” isimli bir madde de bulundurur.
e-kolay
Domuz gribi hastalığına yakalandığınız zaman virüsü yenebilmek için en önemli önkoşul, bağışıklık sisteminizin güçlü olması. İşte bağışıklık sistemini domuz gribine karşı güçlü tutmak için tüketmeniz gereken gıdalar:
Kırmızı biber: Portakalda bulunan C vitamininin 2 katını içerir. C vitamini gribin etkisini yüzde 80 oranında azaltabilecek kadar güçlü bir silahtır.
Yoğurt: İçinde bağırsaklarda mikroplarla savaşan yararlı bakteriler olan probiyotik bulunur. Böylece grip virüsü vücutta barınamaz.
Yeşil çay: Bağışıklığı güçlendiren “epigallocatechin gallate” isimli kimyasalı içerir. Günde 3 fincan tavsiye ediliyor.
Ginseng: ABD’li bilim adamları günde 2 tane 200mg’lık ginseng kökü kapsülü alan insanların grip riskinin yüzde 31 azaldığı belirlendi. Bağışıklığı harekete geçirir.
Badem: Hastalıklarla savaşan antioksidan E vitamini bakımından zengindir. Gripten korunmak için her gün bir ara öğün olarak 24 tane badem yemeye çalışın.
Taze patates: İçindeki “beta carote ”, gribe karşı koruma özelliğini verir. Vücutta A vitaminine çevriliyor ve grip tedavisinde önemli rol bir oynuyor.
Tavuk suyuna çorba: Vücutta mukus üretimini artırarak gribin boğaz ağrısı ve öksürük gibi etkilerini yatıştırmaya yardımcı olur.
Sarımsak: Sülfür maddesi grip sezonunda bu hastalığa yakalanma riskini 2.5 kat azaltıyor ve virüsü öldürme özelliği de bulunuyor. Taze sarımsak daha etkili.
Zencefil: İçeriğinde doğal olarak bulunan “gingerol” maddesi, her türlü enfeksiyonu uzakta tutmaya yardımcı. Zencefil çayını tercih edebilirsiniz.
Ceviz: Antioksidan selenyum soğuk algınlığı, grip ve kansere karşı koruma sağlar. İçindeki selenyum oranı diğer tüm gıdalardan 10 kat oranında daha fazladır.
Turunçgiller: Önemli bir C vitamini kaynağıdır. Özellikle sigara kullanıyorsanız gribe yakalanma riski daha yüksek olduğu için bol bol C vitamini almanız gerekiyor.
Bal: Doğal olarak antibakteriyel özelliklere sahiptir. Çaya ya da yoğurda katarak tüketirseniz etkisi daha da güçlü olur.
Lahana: Ispanak ve lahana gibi koyu yeşil renkli yaprağa sahip sebzeler, bağışıklık sistemini gribe karşı güçlendiren D vitamini bakımından zengindir.
Mantar: Beta-glucan isimli gribe karşı koruyan bir madde içerir. Bağışıklığın grip virüsünü tanımasını ve onu yok etmek için harekete geçmesini sağlar.
Yulaf: Lif, E ve B vitamini ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren mineraller ve beta-glucan’lar bakımdan zengindir.
Elma: Bilim adamları, düzenli olarak elma yiyen insanların gribe yakalanma riskinin azaldığını ortaya koydu. Günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 25’ini karşılar.
Kırmızı et: Bağışıklık sistemini harekete geçirmek için kırmızı et tüketmek gerekiyor. Yetişkinlerin günde ortalama 40-60 gram et tüketmesi tavsiye ediliyor.
Balık: Omega 3 tüketimini artırarak grip ve benzeri enfeksiyonları uzakta tutabilirsiniz. Haftada 2 porsiyon balık tüketilmeli.
Soğan: Doğal antibiyotikler içerir. Bunun yanında gribe karşı bağışıklık sistemini güçlendiren “quercetin” isimli bir madde de bulundurur.
e-kolay
Bilim Teknik dergisi New Scientist, son sayısında toplumlarda domuz gribi hakkında doğru bilinen yanlışlara değindi.
İşte yanlış değerlendirildiği takdirde hayati tehlikeye yol açabilecek semptom efsaneleri, yaygın inanışlar ve doğruları...
3 DOĞRU x YANLIŞ
x Belirtiler normal gripte olduğu gibidir. Eğer enfekte olursanız ateşiniz çıkar.
3Domuz gribine yakalananların yarısından fazlasının ateşi çıkmıyor.
x Bu hafif bir grip. Ölüm oranları da normal gripten daha düşük.
3Domuz gribi, yaşlılardan çok gençleri öldürüyor. Ve kış mevsimi daha yeni başlıyor olmasına rağmen ölüm oranları şimdiden tüm kış olması gerekenin üstünde.
x Sağlıklı olduğunuz sürece güvendesiniz. Sadece hasta, zayıf insanlar gerçekten enfekte olur.
3Domuz gribine yakalanan pek çok çocuk, sağlık durumları önceden mükemmel olmasına rağmen kurtulamadı. Hastalanan pek çok yetişkinin de sağlık sorunu bulunmuyor.
x Organik beslenir, vitamin alır, ellerimi sık sık yıkar, maske takar ve bol sıvı tüketirsem hastalanmam.
3Korunmanın en etkin yolu aşı olmaktan geçiyor.
x Artık aşımız var, sorun kalmadı.
3En zengin ülkelerde bile herkesin aşılanabilmesi için aylar gerekiyor.
x Aşı güvenilir değil. Neden hafif bir grip için riske gireyim?
3Önceki salgınlarda nüfusun üçte birinden fazlası gribe yakalandı ve domuz gribinin sizi öldürme ya da Guillain-Barrê sendromu gibi birtakım rahatsızlıkların yol açma ihtimali, aşının risklerinden çok daha fazla.
x Bu virüs daha ölümcül bir hal alamaz.
3Grip virüsleri bazen ölümcülleşebilir. Kimse 2009 gribinin nasıl evrimleşeceğinden emin olamaz.
x Bu salgın bitince birkaç on yıl boyunca rahatız.
3Yarın bir başka hayvan virüsü insanlara sıçrayıp şimdikinden daha beter bir salgına yol açabilir.
İşte yanlış değerlendirildiği takdirde hayati tehlikeye yol açabilecek semptom efsaneleri, yaygın inanışlar ve doğruları...
3 DOĞRU x YANLIŞ
x Belirtiler normal gripte olduğu gibidir. Eğer enfekte olursanız ateşiniz çıkar.
3Domuz gribine yakalananların yarısından fazlasının ateşi çıkmıyor.
x Bu hafif bir grip. Ölüm oranları da normal gripten daha düşük.
3Domuz gribi, yaşlılardan çok gençleri öldürüyor. Ve kış mevsimi daha yeni başlıyor olmasına rağmen ölüm oranları şimdiden tüm kış olması gerekenin üstünde.
x Sağlıklı olduğunuz sürece güvendesiniz. Sadece hasta, zayıf insanlar gerçekten enfekte olur.
3Domuz gribine yakalanan pek çok çocuk, sağlık durumları önceden mükemmel olmasına rağmen kurtulamadı. Hastalanan pek çok yetişkinin de sağlık sorunu bulunmuyor.
x Organik beslenir, vitamin alır, ellerimi sık sık yıkar, maske takar ve bol sıvı tüketirsem hastalanmam.
3Korunmanın en etkin yolu aşı olmaktan geçiyor.
x Artık aşımız var, sorun kalmadı.
3En zengin ülkelerde bile herkesin aşılanabilmesi için aylar gerekiyor.
x Aşı güvenilir değil. Neden hafif bir grip için riske gireyim?
3Önceki salgınlarda nüfusun üçte birinden fazlası gribe yakalandı ve domuz gribinin sizi öldürme ya da Guillain-Barrê sendromu gibi birtakım rahatsızlıkların yol açma ihtimali, aşının risklerinden çok daha fazla.
x Bu virüs daha ölümcül bir hal alamaz.
3Grip virüsleri bazen ölümcülleşebilir. Kimse 2009 gribinin nasıl evrimleşeceğinden emin olamaz.
x Bu salgın bitince birkaç on yıl boyunca rahatız.
3Yarın bir başka hayvan virüsü insanlara sıçrayıp şimdikinden daha beter bir salgına yol açabilir.
En iyi zayıflatan yiyecekler
İNGİLTERE’de yayınlanan Daily Mirror Gazetesi, en iyi zayıflatan 10 yiyeceği belirledi.
En iyi zayıflatan yiyecekler ve vücutta yaptıkları etkiler şöyle.
Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.
Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.
Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün düşmesine yardımcı oluyor.
Salatalık: Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu.
Nar: Hormonları dengeliyor. Bu sayede kiloyu kontrol etmek daha kolaylaşıyor. Ayrıca güçlü bir antioksidan…
Azuki fasulyesi (Küçük kırmızı fasulye): Fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip… Vücutta daha fazla suyu tutuyor.
Brokoli: Lif ve C vitamini deposu… Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor.
İNGİLTERE’de yayınlanan Daily Mirror Gazetesi, en iyi zayıflatan 10 yiyeceği belirledi.
En iyi zayıflatan yiyecekler ve vücutta yaptıkları etkiler şöyle.
Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.
Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.
Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün düşmesine yardımcı oluyor.
Salatalık: Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu.
Nar: Hormonları dengeliyor. Bu sayede kiloyu kontrol etmek daha kolaylaşıyor. Ayrıca güçlü bir antioksidan…
Azuki fasulyesi (Küçük kırmızı fasulye): Fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip… Vücutta daha fazla suyu tutuyor.
Brokoli: Lif ve C vitamini deposu… Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor.
Saç Ekim Fiyatları, saç dökülme tipine göre değişmektedir. En sağlıklı bilgiyi saç ekimi merkezlerinden alabileceğinizi biliniz, aklınızda bir fikir oluşması açısından ortalama maliyetleri şöyle verebiliriz.
Türkiye'de: 1700-2500 Euro arası
Avrupa'da: 4000-10.000 Euro arası
Amerika'da: 15.000-25.000 Dolar arası
Rusya'da: 4000-9000 Euro arası Daha fazla bilgi için doktorunuza danışınız.
Türkiye'de: 1700-2500 Euro arası
Avrupa'da: 4000-10.000 Euro arası
Amerika'da: 15.000-25.000 Dolar arası
Rusya'da: 4000-9000 Euro arası Daha fazla bilgi için doktorunuza danışınız.
Merakla beklenen domuz gribi aşısı Türkiye ye ulaştı.
Peki domuz gribi virüsü yan etkileri varmı yokmu tartışmaları devam etmekte.
Domuz gribi virüsü öncelikle sağlık çalışanlarına ve hacı adaylarına vurulması bekleniyor.
ilk olarak türkiye ye gelen 500.000 aşı bunların dışında Kasım ayının sonlarına dogru ögrencilere de vurulması planlanıyor.
Domuz gribi virüsü olmak istemeyen ögrencilere bir belge verip velileri tarafından imzalattırmaları gerekecek gelen haberler arasında.
Peki domuz gribi virüsü yan etkileri varmı yokmu tartışmaları devam etmekte.
Domuz gribi virüsü öncelikle sağlık çalışanlarına ve hacı adaylarına vurulması bekleniyor.
ilk olarak türkiye ye gelen 500.000 aşı bunların dışında Kasım ayının sonlarına dogru ögrencilere de vurulması planlanıyor.
Domuz gribi virüsü olmak istemeyen ögrencilere bir belge verip velileri tarafından imzalattırmaları gerekecek gelen haberler arasında.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
