Hayatsitesi

sağlık, diyet, kilo vermek, zayıflama, kilo almak, ender saraç, Acı Cehre, Zayıflama 5in1 ve sağlık haberleri.

Domuz gribinden Korunmanın Yolları

Dünyanın başına gelen en büyük salgın hastalıklardan biri de domuz gribi oldu. Bir ara bu hastalıkla ilgili çok az haberler duyduk. Domuz gribi artık okullara kadar yayıldı Türkiye'de. Peki ne yapmalı bu salgından korunmak için?

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Füsun Zeynep Akçam, domuz gribinden, normal bir grip enfeksiyonunda uygulanan yüzeylere temaslardan sonra ellerin yıkanması gibi önlemlerle korunmanın mümkün olduğunu bildirdi.

Doç. Dr. Akçam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada toplum sağlığını tehdit eden domuz gribine karşı herkesin önlem alması gerektiğini söyledi. Bireylerin, hijyenik koşullara dikkat etmeleri halinde hastalıktan korunabileceğine vurgu yapan Doç. Dr. Akçam, hastalığın yaşamsal risk oluşturacağı grupların, doktor kontrolünde mutlaka aşı yaptırması gerektiğini bildirdi. Doç. Dr. Akçam, ''Yüzeylere temaslardan sonra elinizi, ağız ve burna götürmeyin. Ellerinizi sık sık yıkayın. Aşı için doktorunuzun önerilerini mutlaka uygulayın'' dedi.

Her yıl yaklaşık 500 milyon kişinin gribe yakalandığını, domuz gribinin de mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığının düşünüldüğünü belirten Doç. Dr. Akçam, şöyle konuştu:

''Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzer. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yaygın vücut ağrısı, baş ağrısı, üşüme-titreme, yorgunluk gibi belirtileri içerir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilir.

''Grip virüsleri insandan insana, özellikle öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir. Hasta kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar. Öksürük ve hapşırma yoluyla hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller, yüze götürülmeden önce yıkanmalıdır.''

Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri, mutfak tezgahı, oyuncaklar vb) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesinin yeterli olduğunu savunan Doç. Dr. Akçam, günlük kullanılan temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddelerin de etkili olduğunu kaydetti.

Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve eşyaların ayrı yıkanmasına gerek olmadığını söyleyen Doç. Dr. Zeynep Akçam, bu eşyaların yıkanmadan başkası tarafından kullanılmaması gerektiğini bildirdi. Doç. Dr. Akçam, hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra ellerin mutlaka sabunlu suyla yıkanması gerektiğini belirterek, uyarılarını şöyle sürdürdü:

''Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatın. Tek kullanımlık mendil tercih edin ve mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atın. Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayın. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir. Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayın. Grip belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat edin.

Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durun. Kalabalık ortama gireceğiniz zaman basit cerrahi maske takın. Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırın. Toz dağılımına neden olacak kuru temizlik işlemlerinden kaçının. Çocuklarınıza mendil kullanma alışkanlığı kazandırın. Yıllık grip aşısı için doktorunuzun önerilerini alın.''

Doç. Dr. Füsun Zeynep Akçam, hastalığın yaşamsal risk oluşturduğu kişilerin, 65 yaşından büyükler, kronik hastalığı olanlar, kalp damar sistemi hastalıkları, akciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları, diyabetliler, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, kanser hastaları, immunsüpresif ilaç kullananlar, steroid kullananlar, huzurevi, bakımevi vb. ortamlarda yaşayanların mutlaka aşı olması gerektiğini kaydetti.
AA

Kanser hücrelerini 24 saatte öldüren baharat

Köri baharatında bulunan bir maddenin, kanser hücrelerini öldürebildiği belirtildi.

Cork Kanser Araştırma Merkezi bilimcileri, köri yapımında kullanılan zerdaçalın etken maddesi “kurkumin”in laboratuvar ortamında yemek borusu kanseri hücrelerini öldürdüğünü saptadı.

Dr. Sharon McKenna ve ekibi, kurkuminin kanser hücrelerini 24 saatte öldürmeye başladığını gördü.
Uzun zamandır kurkumin maddesinin iyileştirici etkisi bulunduğu düşünülüyordu.
Kanser uzmanları, British Journal of Cancer dergisinde yayımlanan araştırmanın, doktorların yeni tedaviler bulmalarına yardımcı olacağını belirtti.

Birleşik Krallık Kanser Araştırma kurumundan Dr. Lesley Walker, bu araştırmanın, zerdaçalda (hint safranı) bulunan doğal kimyasalların özafagus (yemek borusu) kanserinde yeni tedaviler için kullanılması olanağı sağlayacağını söyledi.
Walker, özafagus kanseri oranının 1970’lerden bu yana yarı yarıya arttığını, bunun obezite, alkol tüketimi ve reflü hastalığındaki artıştan kaynaklanıyor olabileceğini bildirdi.

Domuz Gribi'nden korkmayın

İsviçre Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Direktörü Thomas Zeltner, İsviçre’de yayımlanan COOP dergisine verdiği röportajda H1N1 adlı domuz gribi hakkında ilginç açıklamalarda bulundu.

Domuz Gribi’nin en çok hamilelerde, küçük yaşlardaki çocuklarda ve astım hastalarında görülebileceğini belirten Thomas Zeltner şu açıklamalarda bulundu.

“Benim önerim baş ağrısı, ateş, halsizlik ve vücut ağrıları olan hastaların derhal doktora baş vurmalarını öneririm. Bu hastalıktan korunmanın ilki aşı olmak, ikincisi hastalık belirtileri görülür görülmez doktora baş vurulması, kalabalık topluluklardan sakınılması, tokalaşmamak, elleri çok iyi bir şekilde sabunla yıkamak ve de maske kullanmak başlıca korunma şekilleridir. Yalnız şunu belirtmeliyim ki; elleri yıkarken bilhassa parmak aralarını ovarak yıkamak gerekir. Bu hastalığın pençesinde olan ülkeler arasında İsviçre de bulunuyor. Fakat paniğe gerek yok, gerekli önlemler bakanlığımızca alınmış olduğu için ve bu uyarılarımıza halkımızda uyarsa bu zor durumu kolayca atlatacağımıza inanıyorum. Öte yandan bu hastalıktan korunmak için de yediğimiz gıdalara da çok önem vermeliyiz. Herkesin şu sıralarda bol yoğurt, patates, balık, soğan, mantar, sarımsak ve ceviz yemelerini öneririm”

61 yaşındaki Thomas Zeltner , 19 yıldır İsviçre Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı hastalıklar Dairesi Direktörlüğü yapmaktadır.

Grip, Soğuk Algınlığı, Üşütme Belirtileri ve Tedavileri

Kış aylarında en çok insanlarda görülen hastalıklardan biri grip ve nezledir.Belirtileri, hapşırma, öksürük, ateş, baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluk, burunda tıkanıklık, nefes alma zorluğu, kaslarda hissizliktir.

Grip ve soğuk algınlığı arasındaki fark bilinmelidir. Soğuk algınlığı ya da nezle daha hafif bir solunum hastalığıdır. Nezle kısa sürede atlatılabilirken, grip daha ağır geçirilir. Grip ve soğuk algınlığı ilaçları 4 yaş altı çocuklara verilmemelidir.

Eğer domuz gribi virüsü kapılmışsa, doktorunuzu vereceği antiviral ilaçları kullanmalısınız.
Mevsimsel aşı da yaptırılmalıdır. Hap, kapsül, tablet ya da şurup, burun mukozalarını açmak ve hastalığı iyileştirmek için bire birdir.

Burun açıcılar en fazla 1-2 gün kullanılmalıdır. Histamin içerikli ilaçlar, hapşırma, tıkanıklık, akıntı gibi rahatsızlıkları önleyicidir. Hangi grip tedavisini kullanacağınızı doktorunuz belirlemelidir.

Alerjisi olanlar her ilacı kullanamaz. Grip, soğuk algınlığına neden olan 200 kadar değişik virüs tanımlanmıştır. Nezle ve grip kişiden kişiye bulaşır. Soğuk algınlığı ve nezlenin bulaşmasını engellemenin yolu ellerin sık yıkanmasıdır.

Haftada 3 Kilo Ver

1 haftada yani 7 günde 3 kilo vermek istermisiniz ? Evt bu mümkün. Sağlıklı bir diyet programı ile hem saglıklı yaşayın hemde fazla kilolarınızdan kurtulun.

Sabah

Bir dilim kepek ekmeğine sürülmüş yağsız peynir, yanında bir tane domates ya da greyfurt ve bir bardak taze sıkılmış meyve suyu.

Öğle

Bir porsiyon yağsız tavada kızartılmış sebze ızgara.

Akşam

Bir adet kepek ekmeğiyle hazırlanmış doma­tesli, biberli, peynirli tost.

Ara öğünler
(65 kaloriden az)

kayısı
elma
portakal ya da greyfurt
şeftali.

hepsi bir tane.

Not: Bu kalori degerlerine göre kendi menünüzü hazırlayabilirsiniz.

Gripten korunmanın yolları

Gripten korunmanın yolları
Kış iyice yaklaştı ve artık hemen hemen herkeste bi soguk algınlıgı ve grip söz konusu
. grip denilince artık insanların aklına domuz gribi geliyor. aslında paniğe kapılmaya gerek yok. sadece bu uzmanlar tarafından bu grip in nedeni mevsim değişikliginden kaynaklanan glibal enfeksiyon. Bazı uygulamaları takip ederek gripten korunabilirsiniz.

Ellerinizi sık sık yıkayın

Ellerinizi yıkamak sizi birçok bulaşıcı hastalıktan olduğu gibi gripten de koruyacaktır. Bunun yanı sıra ellerinizle başka yerlere gerekmeyince temas bulunmayın.

En önemlisi Grip olan arkadaşlarınıza yaklaşmayın.

Çevrenizde grip olan kişilere çok yaklaşmamaya ve telefon, bardak gibi eşyaları ortak kullanmamaya dikkat edin. Bunlar yine sizin gripten koruyan en önemli etkenler arasında.

Beslenmenize dikkat edin

Bağışıklık sisteminizin zayıflamaması için düzenli ve dengeli beslenmeye özen gösterin. Tek yönlü beslenmeden kaçınarak bol bol sebze ve meyve tüketin. Yetersiz uyku, aşırı alkol ve sigara tüketiminin de bağışıklık sisteminizi zayıf düşüreceğini unutmayın.

Mevsime göre giyinin

Sonbahar-kış aylarına uygun kalın ve yünlü kıyafetleri tercih edin. Fakat terli kalmanın da hastalıklara davet çıkaracağını göz önünde bulundurun.

Düzenli egzersiz yapın
Vücudunuzun mikroplara karşı dirençli olması için bağışıklık sisteminizi güçlendirmeniz gerekiyor. Düzenli yapılan egzersizin ise bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkisi olduğu biliniyor. Bunun için gün içinde kısa da olsa egzersize zaman ayırmaya çalışın.



Bal

Bal ve pekmezin soğuk havalarda vücudun ısınmasına yardımcı olarak grip ve benzeri hastalıklara karşı koruyucu özelliği olduğu biliniyor.



Yoğurt

Sağlıklı beslenmenin en önemli gıdası olarak tanınan yoğurt, araştırmanın sonuçlarına göre soğuk algınlığını önlüyor. Kaliforniya Üniversitesi araştırmacılarının yaptığı çalışmaya göre, her gün yoğurt yiyen kişiler kışın daha az hastalanıyor.






Domates çorbası

Amerikan Klinik Gıda Gazetesi'ne göre, sağlıklı yaşam için domates vazgeçilmez yiyecekler arasında bulunuyor. Domates ağırlıklı beslenenlerin enfeksiyonla mücadelede dirençli oldukları belirtiliyor.



Sarımsak

Sarımsak, grip virüslerinin vücutta çoğalmasını engelleyen allicine ve aliin maddelerini bol miktarda içeriyor. Dolayısıyla günde 3-4 diş çiğ sarımsak yemek, gripten koruyor.

Kulak Kasintisi

Kulak Kaşıntısı Kulak Kaşıntısının Nedenleri Kulak Kaşıntısı Kulak Kaşıntısının Nedenleri.
Kulaklarımda dayanılmaz kaşıntılar oldu. Kaşın­tının şiddetinden, bazen parmaklarımı oradan çekemi­yorum. Bunun nedeni ne olabilir?
Kaşıntı, gerçekte, bir tür ağrıdır. O denli şiddet­li olabilir ki, en şiddetli ağrılardaki gibi dayanılması güç olabilir. Alerjiye bağlı deri ya da kulak kaşın­tısı çekmiş olanlar, buna hemen tanıklık edebilirler.
Öyle görünüyor ki, dış kulağınızda ve hemen al­tındaki derinin üzerinde bir mantar enfeksiyonu var­dır. Burası, mantarın üremesi için mükemmel bir yer­dir. Herhangi bir kronik akıntı ya da kulak kiri bi­rikmesi, bu rutubetli, sıcak, karanlık yerde evine yerleşen mantar için çok güzel bir beslenme yeridir. Deri iltihaplanıp tahriş edildiğinde başka bakterilerin de saldırısına uğrar ve oldukça ağrılı bir enfeksiyon doğurur.
Kaşıntının tedavisi, mantara karşı güçlü bir sal­dırıyla olur. Hassas kulak dokusunu daha çok zede­lememek için yıkama aygıtıyla doğrudan görerek ku­lak yıkanmalıdır. Mantar o denli hızlı ürer ki, doktor onu yıpratmak için sürekli kontrol altında tutmalı ve kulağı yeni kortizon ve antibiyotik ilaçlarıyla tedavi etmelidir.

Yanık Tedavisi

Yanık, yanık tedavisi, yanık tedavisi nasıl yapılır, yanık tedavisi, yanık tedavisi yanık tedavisi yanık
YANIKLAR
Tanımı: Kaynar su ya da buhar, kuru ısıyla yanmak, alev, elektrik akımı ya da kimyasal maddelerle haşlanmak yanmaktır. Yanıklar yakalan dokunun derinliğine göre sınıflandırılır.
1. Yüzeysel Deri kızarıp, içi sıvı dolu kabarcıklar belirir.
2. Kısmi Kalınlık: Derinin çoğu yıkılmış olmakla birlikte, ufak deri alanları sağlam kaldığından, buralardan yeni deri do­kusu oluşabilir.
3. Tam Kalmlık: Deri tamamen yakalmış ve yanık, derialtı dokularını da etkilemiştir. Bu sınıflama, yanmış olan deri mikta­rına göredir. Bunun nedeni yanığın tehlikesinin, yakalmış deri miktarıyla orantılı olmasıdır.
1. sınıf yanıklar, ender olarak tehlikelidir, fakat çok ağrılıdır. 2.ve 3. sınıf yanıklar, vücut yüzeyinin üçte birinden fazlasını etkisine almışsa, yanık alanından su ve tuz kaybı olduğundan, ölüm tehlikesi vardır. Buna ek olarak, şok ve enfeksiyon olasılığı da sayılmaktadır.
İlk Yardım: Yanıklar steril ya da temiz bir bezle örtülür. Ka­zaya uğramış kişi, ılık tutulur, sıcak içecekler verilir ve hemen hastaneye taşınır. Ancak acil olarak doktor yardımı sağlanama­ması durumunda, yanığın üstündeki bezler, hafif tuzlu bir suda ıslatılıp, yanık üzerine iyice yerleştirilir ya da hasta az tuz ek­lenmiş bir ılık banyo içinde tutulur.
Hafif yanıklar için en uygun tedavi, yanığı gazla örtmektir. İçi sıvı dolu kesecikler oluşursa, bunlara dokunmamak gerekir.
Genellikle, iki tedavi yöntemi vardır. Yanığı iyice sarıp ka­patmak, ya da açık tutmaktır.
Aşağıdaki öneriler hafif yanıklar için olup uygulanırken ya­ranın antiseptik maddelerle temizlenmiş olması gerekmektedir. Bunlar, yaraların iyileşmesini geciktirdiklerinden dikkatli kulla­nılmaları gerekmektedir.
Ağır yanıklarda mutlaka büyük bir sağlık kuruluşunun ya­nık tedavi merkezine başvurmak gerekmektedir.
Öneriler: Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış şal­gam katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan suyun içi­ne steril bir gazlı bez daldırılıp yanığın üzeri temizlenir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış leylak katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan suyun içine steril bir gazlı bez daldırılıp yanığın üzeri temizlenir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış ciğer otu katı­lıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan suyun içine steril bir gazlı bez daldırılıp yanığın üzeri temizlenir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış pancar katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan suyun içine steril bir gazlı bez daldırılıp yanığın üzeri temizlenir.
* Bir tavanın içine, yarım kilogram içyağı eritilip kızgın yağın içine iki avuç ince kıyılmış ebegümeci (yaprağı) katılıp bitkiler çıtırdayana kadar karıştırılır ve ateşden alınıp on iki saat kadar buzdolabında bekletilir. Ertesinde buzdolabından alman tava hafif ateşte kızdırıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla te­miz bir kavanozun içine süzülür ve üzerine tülbentte kalan po­sada sıkılarak tekrar serin bir yerde muhafaza edilir. Yanığın üzerine her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Bir litre suyun içine ince kıyılmış bir avuç huş ağacı (püs­kül ve yapraklar) katılıp kaynatılmasının ardından iyice süzüle­rek içine daldırılacak steril bir gazlı bezle yanık yarasının üzeri sarılır. Bu pansumanı her gün yenilemek lazımdır.
* Bir miktar lahana yaprağı mikser yardımıyla parçalandık­tan sonra elde edilen malzeme steril bir gazlı bezin arasına ko­nulup söz konusu yanığın üzerine yatırılır. Bu işlemi sürekli ye­nilemek gerekmektedir.
* Bir miktar kaynar suda on dakika kadar bırakılmış ıspa­nak mikser yardımıyla parçalandıktan sonra elde edilen malze­me steril bir gazlı bezin arasına konulup söz konusu yanığın üzerine yatırılır.
* Steril bir gazlı bezin arasına yeni demlenmiş ve süzülmüş çay posası koyulup gazlı bez yanığın üzerine yatırılır ve gazlı bez kurudukça üzerine süzülmüş olan çay suyu dökülüp bez ye­niden nemlendirilir.
* Bir miktar kaynar zeytinyağında on dakika kadar bırakıl­mış marul yaprağı mikser yardımıyla parçalandıktan sonra elde edilen malzeme steril bir gazlı bezin arasına konulup söz konu­su yanığın üzerine yatırılır.
* Bir miktar izlanda yosunu bir şişenin boğazına kadar dol­durulur ve üzerine ağzına kadar saf zeytinyağı eklenerek, ağzı sıkıca kapatıldıktan sonra şişe iki hafta boyunca güneş görebile­ceği veya sıcak bir yerde bekletilir. Yanığın üzerine, her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Bir miktar böğürtlen yaprağı bir sacın ya da yağsız bir ta­vanın üzerinde kavrulup, havanda dövülmek suretiyle toz haline getirildikten sonra bu toza sulu bir merhem olacak kadar bezir yağı katılıp yanığın üzerine sürülür. * Bir tavanın içine, yarım kilogram içyağı eritilip kızgın yağın içine iki avuç ince kıyılmış havacıva katılıp bitkiler çıtır­dayana kadar karıştırılır ve ateşden alınıp on iki saat kadar buz­dolabında bekletilir. Ertesinde buzdolabından alınan tava hafif ateşte kızdırıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla temiz bir kava­nozun içine süzülür ve üzerine tülbentte kalan posada sıkılarak tekrar serin bir yerde muhafaza edilir. Yanığın üzerine her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Bir miktar güneş altında toplanmış bin bir delik otu bir şi­şenin boğazına kadar doldurulur ve üzerine ağzına kadar bezir yağı eklenerek, ağzı sıkıca kapatıldıktan sonra şişe 2-3 hafta bo­yunca güneş görebileceği veya sıcak bir yerde bekletilip şişenin içindeki yağ kırmızı bir renk aldıktan sonra bir tülbent yardı­mıyla paşası da sıkılmak suretiyle temiz bir şişeya aktarılır. Ya­nığın üzerine, her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Yanığın büyüklüğüne göre aynı oranda sirke ile domates salçası iyice karıştırılıp yanığın üzerine sürülür.
* Dört çorba kaşığı susam yağı ile bir çorba kaşığı kına iyi­ce karıştırılıp içine batırılacak steril bir gazlı bezle yanık sanlın
* Bir litre suyun içine bir avuç börülce katılıp kaynatılması­nın ardından süzülerek içine batırılacak steril bir sargı bezi ile yanık sarılır.
* Bir tavanın içine, yarım kilogram içyağı eritilip kızgın yağın içine iki avuç ince kıyılmış aynısefa (saplan, yapraklan ve çiçekleri) katılıp bitkiler çıtırdayana kadar karıştırılır ve ateş­den alınıp on iki saat kadar buzdolabında bekletilir. Ertesinde buzdolabından alınan tava hafif ateşte kızdırıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla temiz bir kavanozun içine süzülür ve üzerine tülbentte kalan posada sıkılarak tekrar serin bir yerde muhafaza edilir. Yanığın üzerine her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Yanm litre suyun içine bir avuç ayva çekirdeği atılıp su buharlaşana ve içindeki malzeme lapamsı bir hal alana kadar kaynatılıp, ince gözenekli ve temiz bir tülbentten süzülerek elde edilen lapa söz konusu yanık bölgenin üzerine sürülür.
* Bir miktar kaynar suda on dakika kadar bırakılmış pazı mik­ser yardımıyla parçalandıktan sonra elde edilen malzeme steril bir gazlı bezin arasına konulup söz konusu yanığın üzerine yatırılır.
* Bir miktar gelincik bir şişenin boğazına kadar doldurulur ve üzerine ağzına kadar saf zeytinyağı eklenerek, ağzı sıkıca kapatıl­dıktan sonra şişe iki hafta boyunca güneş görebileceği veya sıcak bir yerde bekletilir. Yanığın üzerine, her gün tekrarlanarak sürülür.
* Bir adet (yanığın büyüklüğüne göre çoğaltılabilir) çiğ yu­murta beyazı ile yarım çay bardağı zeytinyağı iyice karıştırılıp yanığın üzerine sürülür.
* Bir tavanın içine, yarım kilogram içyağı eritilip kızgın yağın içine iki avuç arpa katılıp çıtırdayana kadar karıştırılır ve ateşden alınıp içine bir kahve fincanı soğan suyu ilave ettikten sonra on iki saat kadar buzdolabında bekletilir. Ertesinde buzdo­labından alınan tava hafif ateşte kızdırıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla temiz bir kavanozun içine süzülür ve üzerine tül­bentte kalan posada sıkılarak tekrar serin bir yerde muhafaza edilir. Yanığın üzerine her gün tekrarlamak suretiyle sürülür.
* Yarım litre suyun içine bir kahve fincanı nişasta katılıp kısık ateşte sulu bir lapa haline gelene kadar sürekli karıştırılır ve ılımasının ardından yanığın üzerine sürülür.

Tansiyon yükselmesi

Tansiyon yükselmesi Tansiyon yükselmesi Tansiyon yükselmesi Tansiyon yükselmesi.
GENEL BİLGİLER: Kalp kasının kasılması sırasında kanın damarlara uyguladı­ğı kısınca tansiyon denir. Normali, her insan için, 100 artı yaşının toplamıdır (me­sel, ı 4r> yaşında bir insan için 100+45=145). Yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi, kulaklarda uğultu, uykusuzluk, kalp bölgesinde ağrı, bazen görme bozukluğu gibi, belirlilerle ortaya çıkan yüksek tansiyon iç kanamalara hatta ölüme neden olabilir. İrsi veya kendiliğinden gelişebileceği gibi, böbrek hastalıklarından da kaynaklana­bilir.
Diğer önemli sebepleri arasında merkezi sinir sistemi hastalıkları, stresli yaşam ve çalışma ortamı, egzersiz eksikliği, uzun süreli ilaç kullanımı, yanlış beslenmeyle alınan fazla tuzlu besinler sayılabilir. Başlangıçta değişken değerlerdedir. Aterosk-Irroz, kalp yetmezliği, böbrek bozuklukları, sinir sistemi hastalıkları vs. komplikas-yımlara yol açabilme özelliği olan yüksek tansiyon ciddi ve titizlikle uygulanan di-yel gerektirir.

UYGUN GIDALAR
• Süt ve süt ürünleri: Süt ve yoğurt, diyet lor, taze beyaz peynir, tuzu alınmış [peynir, krem peynir, sütlü kremler.
• Et ve et ürünleri: Dana, kuzu, tavşan, keçi, tavuk, balık (tüm etlerin yağsız jolnuısı gerekir).
• Un ve unlu mamuller: Beyaz ekmek, galeta, bisküvi, makarnalar, pirinç, l>uj;day, irmik, yulaf ezmesi, kek ve pastalar.
• Şeker ve şekerli ürünler: Şeker, reçel, tatlı, bal, tahin helvası, puding, jöleler.
• Yağlar: Ayçiçek yağı, zeytinyağı, mısırözü yağı, sınırlı miktarda tereyağı ve jk.ıymak.
• Sebzeler: Patates, domates, havuç, taze fasulye ve bezelye, domates, laba-
• Meyveler: Olgun meyve ve kuruyemişler, bal kabağı,
• Baharatlar: Maydanoz, dereotu, domates püresi, limon suyu, nane, kekik, j.ıt ısız loz kırmızı biber, sirke.
• İçecekler: Taze hazırlanmış meyve suları, kuşburnu, ıhlamur, papatya, nançayları, leblebi kahvesi, hafif kahve ve kakao

YASAK GIDALAR
• Süt ve süt ürünleri: Tuzlu beyaz peynir, kaşar peyniri.
• Et ve et ürünleri: Tuzlu et ve balık konserveleri, salam, yağlı etler, pastırma, sızdırma, havyar, tütsülenmiş balık.
• Un ve unlu mamuller: Mısır unu ile hazırlanmış ürünler.
• Şeker ve şekerli ürünler: Diyette önerilen ürünlerin dışında hepsi.
• Yağlar: Uygun görülen yağlar dışında hepsi.
• Sebzeler: Tuzlu turşular, alabaş, turp, çok fazla soğan (kuru soğan, pırasa, sa­rımsak) ve mantar, kuru fasulye, mercimek, bezelye.
• Meyveler: Olgunlaşmamış ve büyük miktarda olmamak şartı ile her tür mey­veye izin verilir.
• Baharatlar: Acılı toz kırmızı biber, acılı biberler, karabiber.
• İçecekler: Her tür alkollü ve gazlı içecek, sigara.
GIDALARIN HAZIRLANMASI VE KULLANIMINDA GENEL KURALLAR

• Esas pişirmeden önce hulasanın bertaraf edilmesi için etler 3-5 dakika kay­natılır; ilk su atılır ve ancak bu işlemden sonra haşlanır, fırınlanır, buğulanır veya hatta hafif kızartılır.
• Yemekler ılık yenmelidir.
• Yemekler 5-6 öğün olmalı ve besinler iyi çiğnenmeiidir.

ÖRNEK MENÜ
KAHVALTI: 1) Süt, yoğurt,
2) Ihlamur, Papatya, kuşburnu çayları,
3) Taze beyaz veya kaşar peyniri, diyet lor, tuzsuz peynir.
4) Tereyağı veya yağ oranı düşük kaymak. •
5) Bal, jöle, tahin helvası, reçel.
6) Bisküvi, kruvasan, poğaça,
II. KAHVALTI-1) Taze veya fırınlanmış meyveler (elma, ayva, kabak) 2) Sütlaç^sütlü irmik, meyveli muhallebi, elmalı ştrudel.
ÖĞLE YEMEĞİ: Çorbalar: Sütlü irmik veya pirinç çorbası, sebzeli irmik çorba­sı, patatesli pirinç çorbası,
NOT: Söz konusu çorbalar yarımşar porsiyon olmalıdır. Onların yerine taze (domates, marul) veya haşlanmış (patates, havuç) sebze salatası veya garnitür (pa­tates, havuç püresi, pirinç lapası, kumpİr) kullanılabilir.
Yemekler: Pirinçli musakka, dolma, dana etli köfte, patatesli dana eti, patates öğreten, pirinçli kabak, peynirli pirinç, taze fasulye yahnisi.
Garnitürler: Taze ve haşlanmış sebze salataları.
Desert: Komposto, taze ve fırınlanmış meyveler (elma, ayva, kabak).İKİNDİ KAHVALTISI: Meyve suları, meyve püreleri, taze meyveler, irmik hel­va, börek.
AKŞAM YEMEĞİ: Yemekler: Lor lapası, tuzsuz peynirli biber dolması, lor ve IMl.ıliîs köfteleri, fırında sebzeli omlet, menemen, peynirli ve domates soslu közlen­miş biber, fırında patates, lahana musakkası, haşlanmış tavuk, beşamel soslu tavuk, balık ızgara.
Desert: Yoğurt, meyveli yoğurt, meyve, meyveli sütlaç, yumurta akı ile krem
vanilya,

Domuz gribi panigi

Domuz gribi vakaları son günlerde epey bi artış gösterdi diyebiliriz. Buna bağlı olarak hastaneler belkide son yılların en yoğun günlerini yaşıyorlar. Genellikle hastane ye gidenlerin %97 isi domuz gribi ile uzaktan yakından bir ilgisi yok diyebiliriz.
Son günlerde tüm türkiye de gripler artmış olabilir. Uzmanlar bunun hava degişiminden kaynaklandıgını söylüyorlar ve panige gerek yok diyorlar.
Domuz gribi insanları öldürür mü en çok sorulan sorular arasından verilen cevaplar ise hayır her insanı öldürecek diye bişey yok. korunmanın yolu çok basit. ellerinizi sıkça yıkayın ve mendil veya selpak kullanabilirsiniz.
Domuz gribi aşısı da son günlerde çıkan polemikler arasında. bu aşıya karşı çıkanlarda var çıkmayanlarda.
Siz en iyisi doktorunuz a danışın. Dış dünya ya kulak vermeyin. şayet ben olmayı düşünüyorum doktorumun tavsiyesi üzerine. içinde öldürücü madde olduklarını söylüyorlar bu yalan. çünkü türkiyede birçok insan deniyecek ve belirtilerini hep birlikte görecez.
Diğer konularımızda bu virüs ile ilgili detaylı bilgileri ögrenebilirsiniz.

Pankreas Nedir

Pankreas Nedir Pankreas Hastalığı Nedir Pankreas Nedir Pankreas Nedir Pankreas Nedir.
Pankreas
:Bir karma salgıbezi olan pankreas, karın boşluğunda midenin arkasında yer alır.

İşlevi uzun süre tam olarak bilinmeyen pankreas son yıllarda araştırıcıların büyük ilgisini çekmektedir. Bu ilginin doğ­masında pankreas yangılanmasının da
(pankreatit) yaygınlaşmasının da rolü vardır.
Pankreas yangılanmasj ivegen ya da sü­reğen olur. Genellikle kırk yaşlarındaki kişilerde ortaya çıkar. Hasta genellikle midesine aşırı düşkün ve alkoliktir.
Al­kolizm pankreasdaki doku sertleşmele­rinin başlıca etkenidir.
Pankreas yangı­lanması, genellikle ülser kökenli bir gastrit belirtisi gösterir. Ancak ağrı ülser ağrısının belirdiği zamanlarda görül­mez. Ayrıca hastayı güçsüz bırakır ve zayıflatır.
Süreğen pankreas yangılan­masında ağrı, zaman zaman şiddetli olup süreklidir.
İvegen pankreas yangı­lanması Özellikle erkeklerde görülür. Ağrı kolik ağrısı gibi kesik kesik ve şid­detlidir. Ağrıyla birlikte kusma da görü­lür. Hastanın genel .durumu beklenme­yen bir hızla bozulur.

Öksürük Nasıl Geçer

Öksürük nasıl geçer çocuklarda Öksürük nasıl geçer Öksürük nasıl geçer Öksürük nasıl geçer.
Öksürük, solunum yollarını temizleyen karmaşık mekanizmanın bir parçasıdır. Bu refleks hareketi, bü­tün solunum yollarını yabancı cisimlerden, hava kir­liliğinden ve birikmiş mukuslardan korur.

Hava yollarında tahriş edici en küçük bir şey, be­yindeki öksürük merkezine saniyenin milyonda birin­de hemen bir işaret gönderir. Haber hemen göğüs kaslarına aktarılır ve patlatılan bir öksürükle hava yolları tahriş edici şeyden temizlenir.
Bir mikrop, bronşlara ve akciğerlere dolduğunda iltihap meydana gelir ve bir tahriş kaynağı oluşturup öksürüğü yaratır.
îki temel öksürük türü vardır. Birincisi kuru ök-sürüp olup, sigara, duman, tozdan tahriş sonucu or­taya çıkar. İkincisi, enfeksiyondan meydana gelen bal­gam, mukusf ve cerahati dışarıya atan öksürüktür.
Öksürüğün tedavisi, kuşkusuz, altındaki hastalığa yönelik olmalıdır. Kuru öksürük, sigara, hava kirliliği gibi tahrişler ortadan kaldırılırsa genellikle kesilir. Uygun bir havalandırma ve havanın nemlendirilmesi ile, öksürük azalır.
Enfeksiyon, antibiyotiklerle tedavi edilir. Enfeksi­yonlardan doğan öksürükler, pisliklerin akciğerlerde birikmemesi için, kesilmeyip, tersine, desteklenir.

Boşaltım sistemi hastalıkları

Boşaltım sistemi hastalıkları Boşaltım sistemi hastalıkları Boşaltım sistemi hastalıkları
Boşaltım Sistemi Boşaltım sistemi hastalıkları Boşaltım sistemi hastalıkları nelerdir?

Kanın temizlenerek idrarın meydana gelmesinde, idrarın biriktirilmesinde, iletilmesinde ve dışarı atılmasında vazife gören organlar bütününe boşaltım sistemi denmektedir.

İdrarın oluştuğu yer böbreklerdir. İdrarın hasıl olmasıyla vücudun diğer organlarında meydana gelen zararlı metabolizma artıkları da vücuttan su ile atılmaktadır. Bu şekilde dokuların iç düzeni korunmakta, vücudun tuz-su dengesi devam ettirebilmekte ve vücuttaki hidrojen iyonları konsantrasyonu sabit tutulmaktadır.

İdrarın vücutta meydana gelmesi ve atılması iki safhada meydana gelmektedir. Önce, birinci idrar (ultrafiltrat) meydana gelmekte, böbrekte nefronun borucukları boyunca bunun büyük bir kısmı geri emilmekte, arta kalan kısım da dışarı atılmaktadır.

Proteinler dışında, ultrafiltrattaki maddeler kan ile aynı konsantrasyonda bulunur. Daha sonra su, sodyum, amino asitler, şeker gibi maddeler böbrekteki borucuklar boyunca tekrar geri emilmektedir. Bu arada üre gibi maddelerin emilmesi sınırlı olmakta ve bir kısmı da borucuklar boyunca geçen idrara salınmaktadır.

Günlük meydana gelen yaklaşık 120-150 litrelik ultrafiltrattan sadece bir litresi idrar olarak dışarı atılmaktadır. Bu atılan idrara, ikinci veya esas idrar denilir.

Esas idrarda vücudumuzdan zaruri olarak atılması lazım gelen maddelerin konsantrasyonu, kandaki miktarlarına nazaran çok daha yüksek bulunmaktadır. Bu maddeler arasında üre, bazı ilaçlar, kreatinin vs. sayılabilir. Böylece ortaya çıkan idrar, böbrek havuzuna atılır. Buradan da idrar borusu vasıtasıyla mesaneye taşınır.

İdrar borusunun üç yerinde bulunan darlıkları, böbrek taşlarının takılması ve ameliyat gerektirmesi bakımından önemlidir. Mesanede biriken idrar, mesaneyi belli dolgunluğa eriştirerek idrar yapma refleksi uyandırır ve idrar dışarı atılır. Mesaneden sonra gelen ve uretra denilen idrar atma borusu ile idrar yolları son bulur. Bu borucuk kadınlarda erkeklerden daha kısa olduğundan, idrar yolları ve böbrek rahatsızlıkları daha sık olmaktadır.

Boşaltım sisteminde görülen hastalıklar şu şekilde listeyebiliriz.

Şeker hastalığı
Glikoz, Bowman kapsülünden idrara geçip geri emilemezse meydana gelen hastalıktır.

Albumin hastalığı
Kısaca albümin diye de bilinen serum albümini, insan ve diğer memeli hayvanların kan plazmasında bulunan en yaygın proteindir. Kanda bulunan proteinlerin %60′ını oluşturur. Ayrıca, doku sıvılarında, özellikle kas ve deride, az miktarda gözyaşı, ter, mide suları ve safrada da bulunur.

Vücuttaki toplam albüminin %30-40′ı kandadır. Yağ asitleri ve çeşitli başka maddeleri kanda taşımasının yanı sıra en önemli işlevi, kan ile doku sıvıları arasında suyun dengelenmesini sağlamaktır. Böbrekteki idrar süzen bu kapsüllerin bozulmasıyla meydana gelen hastalığa Albumin Hastalığı denir.

Nefrit
Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron temel olarak 2 kısımdan oluşur. Böbreğe gelen kanın süzüldüğü filtre (glomerül) ve süzülen kanın idrara dönüştüğü uzun, yer yer kıvrımlı borular.

Böbreğin iltihabi hastalıkları nefrit olarak isimlendirilir. Nefrit nedenleri ikiye ayrılır:

1. Mikrobik olmayan nefritler: Böbreğin mikrobik olmayan iltihabi hastalıkları ikiye ayrılır.
- Glomerülonefrit
- Tübüler nefrit (Tübülointerstisiyel nefrit)

2. Mikrobik nefritler (piyelonefrit ): Piyelonefritin diğer bir ismi de üst idrar yolu infeksiyonudur.

Sarılık
İdrarda safra boyalarının görülmesidir. Safra kana emilir kandaki safra boyaları idrara geçer ve idrarın rengi koyu kırmızıya dönüşür. Hastanın göz akı ve derisi de sarımsı olur.

Böbrek taşları: İdrarda oksalat, ürat, fosfat eriyik halde bulunur. İdrar yollarında bir iltihap yara, tıkanma olursa bunlar çökelerek böbrek taşlarını yapar. Böbrek taşları da böbrek kanamalarına ve şiddetli ağrılara sebep olur. Kanlı idrar çıkması görülür.

Üremi
Karaciğerde meydana gelip, kan vasıtasıyla böbreklere taşınan ve idrarla dışarı atılan zararlı maddelere üre denir. Ürenin, idrarla dışarıya atılmayıp, vücutta kalmasından meydana gelen hastalığa da üremi denir.

Üreminin nedeni, böbrek hastalıkları ve prostat büyümesidir. Hastada devamlı baş ağrısı, görme bulanıklığı, hıçkırık, gündüzleri uyuma ihtiyacı ve geceleri de uykusuzluk görülür. Vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

Ayrıca tedaviye yardımcı olmak amacıyla hastanın üşütmemesi, yorulmaması, düzenli beslenmesi, sigara veya alkolü bırakması gerekir.

Boşaltım sistemi hastalıkları Boşaltım sistemi hastalıkları Boşaltım sistemi hastalıkları nelerdir.

10 yaş genç görünmenin püf noktaları

10 yaş genç görünmenin püf noktaları 10 yaş genç görünmenin püf noktaları nelerdir ?

Güzellik uzmanları her zaman güzel ve formda görünen ünlülerin cilt, makyaj, saç ve diyet sırlarını açıkladı. Küçük ayrıntılara dikkat ederek harikalar yaratmak artık elinizde. İşte yıldızların uzmanlarından çok özel tüyolar…

Mükemmel cilt
Neredeyse tüm New York sosyetesi ve birçok ünlü, cildinin güzelliğini dermatolog Lisa Airan’a borçlu. İşte pürüzsüz bir cilt için önerdikleri…

En iyi cilt ürünleri
Temizleyici: Kanebo Milky Sabun ve Olay Daily Wibes.

Pigment düzenleyici: Tri-Luma krem (sekiz haftaya kadar kullanılabilen reçeteli bir ilaç) ya da sitrik (bir alpha-hidroksi asit) losyonu.

Nemlendirici: Neutrogena nemlendirici ve Laura Mercier renkli nemlendirici.

Kırışık kremi: Renova 0.02% veya Avage.

Güneşten koruyucu: Ocean Potion SPF 50 ya da Anthelios SPF 60 hem UVA hem de UVB ışınlarını engelliyor.

En iyi vücut ürünleri
Vücut sabunu: Olay Moisturinse ve sabun.

Losyon: Curel vücut losyonu ve Sisley Hydra- Flash Intensive Body Formula.

Eksfoliant: Marc Jacobs Perfume Aqua Glow Body Polish ile yumuşacık ve güzel kokan bir cilt.

Düzenli cilt bakımı
Işıl ışıl bir cilt için: Her ay dermatolog eşliğinde salisilik asit ve sitrik asit peeling’i. Evde her hafta Kanebo Silk Peeling Powder.

Kuru ciltle savaşmak için: Neutrogena’nın C vitaminli Hydrating Facil Cloth maskesi veya Lancome Hydra-Intense maske.

Kırışıklıklarla savaşmak için: Botox, kırışık oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Ek olarak, her 3-4 ayda bir kaşların arasına yapılacak Botox enjeksiyonları, yaşla beraber kaşların düşmesini önler. Dinamik kırışıklıklarınız varsa, azalmaları için yine Botox’a başvurabilirsiniz.

Kurdeşen Hastalığı

ÇIKINTILI DERİ HASTALIKLARI – KURDEŞEN

Eskiçağ’dan bu yana bilinen, değişik nedenlere bağlı olan bu alerji sendromu (kurdeşen), ısırgan
otu dalamasına benzeyen bozunlarla nitelenir.Nerdeyse hiç sağlam deri aralıkları bırakmaksızın bütün deriye yayılan bir kırmızılıkla birlikte düzensiz geniş soyulma alanlarının bulunduğu deri kızarıklığı. Bu kuru biçim, bu hastada sedef hastalığının bir ihtilatı olarak ortaya çıkmıştır.

NEDENLERİ

Bu yalın hastalığın en ilgi çekici yanı, nedenleridir. Kurdeşenin pekçok nedeni vardır.

Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz.

— zehirleriyle etkiyen bazı canlılar (denizanası, örümcek, birçok böcek);

— özsularıyla etkiyen bazı bitkiler (sarmaşık, ıtır çiçeği, mazı ağacı, ısırgan otu);

— temas edildiğinde dalayıcı olan kimyasal maddeler (formol, ipeka, yerel uyuşturucular);

— bazı besin maddelerinin yenmesi (çilek, çikolata, kabuklu deniz hayvanları, av hayvanları, yumurta, balık, domuz eti);

— bazı asalaklar (şerit) ya da enfeksiyon hastalıkları (karaciğer köpek kisti);

— fiziksel etkenler (sıcak, soğuk, morötesi ışınlar);

— fizyolojik durumlar (çaba harcama, yorgunluk, heyecan, âdet görme ya da yaşdönümü durumu, hormon bozuklukları).

Isırgan otu gibi bazı bitkisel maddeler, her zaman ısırgan otu yarası tipinde bozunlar oluştururlar. Çok sayıda başka bitkisel madde de bağışıklık mekanizmasıyla etki eder. Bir ya da daha çok değişik antijene karşı duyarlığa neden olan bir antijen-antikor çatışması ortaya çıkar. Bu antijen antikor tepkimesi, deride histamin gibi kaşıntı yapan maddeler açığa çıkarır. Serotorin de işe karışabilir. Son zamanlarda, olayı başlatan maddenin histamin değil, asetilkolin olduğu ayırdedilmiştir.
TEŞHİS

Klinik belirtiler

Temel bozun hafifçe kabarık, pembe renkli bir küçük deri çıkmtısıdır. Sözkonusu küçük deri çıkıntılarının birçoğu birleşerek kabarık, iyice sınırlı, açık pembe ya da süt beyaz renkte, kırmızı bir bölgeyle çevrili, yuvarlak ya da çok evrimli bir kızarıklık oluşturur. Bu sert plaklar geniş geometrik biçimlerde düzenlenir. Kaşıntı ve yanmalarla birliktedirler; bazen plaklar dışında yerleşen bu belirtiler, küçük deri çıkıntısının ortaya çıkışma öncülük eder ve onun kaldığı süre devam ederler. Hafif ya da tersine çok önemli ve hasta için dayanılmaz olabilirler.

Bazı hastalarda bir bölgede ya da temas yerinde sınırlı kalan plaklar, öteki hastalarda genelleşebilirler. Bozunlar ya seyrek ve dağınık ya da sık ve yoğun (şiddetli biçimlerde) olurlar ve her zaman aralarında sağlam deri aralıkları bırakırlar.

Çoğunlukla ateş ve rahatsızlık duygusu bulunmazsa da, ciddi biçimlerde görülebilir, hattâ eklem ya da karın ağnlanyla birlikte olabilirler.

EVRİM

Apansızın ortaya çıkan, ama genellikle çabuk geçen kurdeşen döküntüleri, iz bırakmadan silinirler.Ama ivegen de olabilir ve birkaç saat, ‘hattâ birkaç gün sürebilirler. En ciddi durumlarda, birbiri ardısıra ara vermeden 2-3 hafta sürerek süregen-leşebilirler. Bu durumda, nedenlerin titizlikle araştırılması gerekir.

HASTALIĞIN ÖTEKİ BİÇİMLERİ

Aynı nöbetle ilgili çeşitli öğelerin görünümü genellikle aynıdır. Bununla birlikte bu görünüm değişebilir ve kesecikli ya da sıvı dolu büyük kese-cikli olabilir. Bazen, kurdeşen kanamalı olabilir.

Dev kurdeşen ya da öteki adıyla Quincke ödemi, beyaz ya da hafifçe pembe renkli, sert, apansızın ortaya çıkan, ama birkaç dakika ya da saatte yiten bir ödemdir. Bazen düğümsü olan bu kurdeşen, çoğunlukla geniş’bir deri ya da mukoza alanına yayılır. En ciddi biçimlerinden biri gırtlak ödemidir.

AYIRICI TEŞHİS

Özellikle olağandışı, kanamalı, sıvı dolu büyük kesecikli ya da pigmentli biçimlerin teşhisi güçtür; çünkü purpuraya, değişik biçimler alabilen döküntüye ve pigmentli kurdeşene benzerler.

Çok ender görülen derin kurdeşen, düğümlü kızartıyı, küçük deri çıkıntılı kurdeşen ise, ilaç kökenli bir döküntüyü anımsatır.

Deri çizildiğinde görülen deri tepkileri de ayırdedilmelidir. Bu olay, bazı kişilerde derinin ovalandıktan 1-5 dakika sonra kabarıp kızarması ve genellikle bir çeyrek saat sonra normale dönmesiyle yansıyan sürekli bir deri özelliğidir. Niteliği belirsiz olan bu olay, çeşitli uyarıcı etmenlerin etkisiyle deride histamin açığa çıkmasına uyar. Çoğunlukla sinirli ve hormon bozuklukları olan kadınlarda görülür.

TEDAVİ

Bir yandan kurdeşen sendromu tedavi edilirken, öte yandan da (gerekiyorsa) hastalık nedenleriyle savaşılmalıdır.

Hastalık, yerel tedaviden oldukça etkilenir: Hastayı rahatlatan sirkeli su, katranlı ya da mentollü eriyikler uygulanması.

Bu yerel tedaviyle, histamin karşıtı ilaçlardan ve şiddetli ivegen biçimlerde kortizon tedavisinden oluşan genel tedavi birleştirilebilir. Ağız yoluyla verilen kortizon, ciddi biçimlerde (Quincke ödemi) acil olarak damar yoluyla verilebilir.

Nedenlere yönelik tedavide alerjiye yolaçıcı etmenle savaşılır. Bu etmenin ortadan kaldırılması, özgül duyarsızlaştırma ve olası enfeksiyon odaklarının araştırılması, doğrudan doğruya etkili yöntemlerdir.

Ayrıca, özgül olmayan duyarsızlaştırma yöntemi de denenebilir. Öte yandan, olası barsak ya da. hormon bozuklukları tedavi edilmelidir. Kaygı giderici, ruhsal durumu düzeltici ilaçlar, barbitürik asit türevleri ve yatıştırıcılar, uygun biçimde kullanıldıklarında büyük yarar sağlarlar.

Bir sonraki makalemizde kurdeşen hastalıgının bitkisel tedavisi hakkında bilgi alabilirsiniz.

Bademcik İltihabı

Bademcik Nedir Bademcik iltihabı bademcik iltihabı nasıl olur bademcik hastalıgı hakkında bilgi.
Bademcik nedir ?
Bademcikler ağız içinde boğazımızın her iki yanında bulunan bağışıklık dokularıdır. Bunlar vücudun savunma sisteminin bir parçasıdırlar. Bademcikler vücuda giren mikroplarla savaşmak için antikor denilen maddelerin oluşumunda rol oynarlar. Bademcikler her insanda iki tanedir.

Bademcik iltihabı nasıl olur ?
Mikrop ve bakterilerle karşı karşıya kalan bademcikler iltihaplanırlar ve sık sık iltihaplanma sonrası da boyutları artar. Her iltihaplanma bademcikleri büyütür ancak uygun tedavi sonrası tekrar küçülür. Ancak iltihabın görünümü her zaman aynı olmaz. Bazen hafif kızarıklık görülürken, bazen bademciklerin üzeri beyaz ve sarı tabaka ile kaplanır. Üzeri gözenekleşir. Nokta tarzında iltihaplar görülebilir. Başka tablolar ile karışımını önlemek için mutlaka bir Kulak Burun Boğaz Uzmanınca görülmelidir.

Bademcik iltihabı nasıl belirti verir ?
Boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, yutma sırasında takılma hissi, ateş, halsizlik, ağızda kötü koku, boyun bezelerinde şişme, konuşma değişikliği gibi yakınmalar bademcik iltihabını düşündürmelidir.

Bademcik iltihabında antibiyotik kullanmak gerekli midir ?
Evet. Antibiyotikler sayesinde son yıllarda bademcik iltihabı fazla sorun yaşanmadan tedavi edilebilmektedir. Ancak bunun içinde "boğaz kültürü" diye bilinen hastalandırıcı mikrobun tipinin belirlenmesi çalışmalarının yapılması yerinde olur. Özellikle sık yineleyen olgularda "boğaz kültürü" mutlaka gerekir. İltihap ortadan kaldırılsa da bazen bademciğin büyüklüğü ortadan kalkmayabilir.

Bademcikler ne zaman ameliyat edilmelidir ?
Bademcikler geçirdikleri sık iltihaplar sonrası artık savunma sisteminin bir parçası olmaktan çıkıp kendileri vücudu zayıf hale getiren birer yapı olurlar. O zaman ameliyatla alınmaları gerekir. Mikrop üreten konumda oluşları dışında solunumu ve yutmayı engelleyecek denli büyük bademcikler de alınmalıdır. Yine kendi iltihapları sonucu yakın organlarında hastalanmalarına yol açan konuma gelmiş iseler alınmaları gerekir. Bu gibi durumlarda doktorunuz operasyon için gerekli tetkikleri yapacak ve öneride bulunacaktır.

Ameliyat uyutularak mı yapılır ?
Çocuklarda mutlaka genel anestezi ile yapılır. Ancak uyum gösterebilecek ve 18 yaşın üzerindeki erişkinlerde çoğu kez lokal anestezi ile ameliyathane gibi donanımlı ortamlarda yapılması tercih edilir.

Bademcik ameliyatı risklimidir ?
Her operasyon olduğu gibi bu ameliyat da risklidir. Bu risk anesteziden kaynaklanacağı gibi ameliyatın kendisinden de kaynaklanabilir. Bademcik ameliyatı, doku çıkarıldıktan sonra kesi yeri dikilmeyen, açık bırakılan iki saha bırakır. Bu sahalar bir süre açık kalır ve kabuklanıp iyileşir. Kanama bu ameliyatın en önemli riskidir. Ancak teknolojik gelişme bu konuyu da en aza indirmiştir.

Bademcikler alınınca vücudun savunma sistemi zayıflamış olmuyor mu ?
Hayır. Çünkü vücutta savunma sistemine destek olan pek çok organ ve oluşum vardır. Bademcikler bunlardan sadece birisidir.

Alınan bademcikler yeniden büyür mü ?
Hayır. Bu yanlış bir değerlendirmedir. Yeterli şekilde alınmamış bademciklerde kalıntıların büyümesi bazen bademciğin büyümesi olarak düşünülür. Yeterli alınan bademcik tekrar büyümez.

Bademcik alınınca daha sık hasta olunur mu ?
Hayır olmaz. Bademcikler alınınca savunma sistemi vücudun başka kaynaklarını harekete geçirir. Ancak bademcikleri alınan hastalar, soğuk yiyecek ve içecekleri daha fazla tüketirlerse sonuçta sıklıkla yutak iltihabı (=farenjit) geçirirler.

Bademcik ameliyatı sonrası kanama ne zaman olur ?
Ameliyat sonrası kanama sıklıkla ameliyattan uyanma sırasında ıkınma, zorlanma gibi karın içi basıncın ve damar basıncının artması sonucu görülür. Bu nedenle ameliyattan sonraki ilk saatler önemlidir. Ancak ilk yirmidört saat hatta 7-10 gün sonra bile kanama görülebilir. Bu ameliyat hastanede yatmayı gerektirmeyen ameliyat olmasına karşın, kanama durumunda ailenin telaşlanmasının önüne geçmek için 24 saat hastanede yatırılması da mümkündür.

Ameliyat sonrası kontrol gerekir mi ?
Evet. Hastanın kontrolü cerrahınıza göre değişik zamanlarda yapılacaktır. İlk hafta görülür ve hastaya ameliyat yerindeki beyaz kabuklanmaların normal olduğu tekrar belirtilir.

Ameliyattan sonra ilaç kullanmak gerekir mi ?
Evet. Ağrı kesici genellikle verilir. Bu ilaç genellikle şurup ya da damla şeklinde olur.

Sırt Ağrıları

Vücuda destek olan sırtı önemsememek hiç doğru değil. Sırt ağrıları milyonlarca insanın ortak sorunu. Özellikle gelişmiş ülkelerde sırt sorunları önemli bir probleme dönüştü. Bunun için sırt sağlımıza dikkat etmeliyiz.
Yapılan bir araştırmaya göre sırt ağrılarından yakınanların yüzde 35’i için sırt ağrıları kronik bir soruna dönüşüyor. İnsanların sırtları neden ağrır?
Sırt ağrılarınızı en aza indirmek sizin elinizde.
Tıp uzmanları başlıca nedenleri şöyle sıralıyorlar ?
Kötü duruş, incinme, stres, hamilelik, yaşlılık ve aşırı kullanma.
Duruşa dikkat
Eğer düzgün durmayı ilke edinirseniz sırt ağrılarınızın azaldığını göreceksiniz.

Bir süre sonra da hiçbir şikayetiniz kalmayacak.
Otururken öne doğru eğilmemeye dikkat edin.
Omuzlarınız öne doğru gelmesin.
Sürekli olarak omuzlarınızı geri itin ve midenizi içinize çekin.
Böylece vücudun ağırlığını eşit olarak çeşitli bölgelere dağıtmış olursunuz.
Sakın bacak bacak üstüne atarak oturmayın.
Bu alışkanlık kan dolaşımını zorlaştırır.
Eğileceğiniz zaman sırtınızı öne eğmeyin. Dizlerinizi kırarak diz çökün.
Böylece sırtınıza fazla yük binmesini önlersiniz.
Alışverişten dönerken, yükü bir elinizde taşımayın. İki ayrı çanta ya da torbaya eşit miktarda malzeme koyun ve öyle taşıyın.
Sırtınız ve omuzlarınız arasında denge kurulmasını sağlamakla, sırt ağrısı çekmekten kurtulursunuz.
Ağrılara neden olan hastalıklar
Schuermann hastalığı:
Boyun ve bele göre sırttaki omurlar daha az hareketlidir. Bu nedenle büyüme çağında kan dolaşım problemlerine ait omur düzeyindeki gelişim hastalıkları en çok sırtta görülür.

Büyüme çağında kas, eklem uyumsuzluğu yaşayan çocukların sırtlarında ortaya çıkan kifoz adı verilen yuvarlılık, kamburlaşma sırt ağrısına neden olabiliyor.
Hastalığın habercisi olabileceği gibi bu dönemde öne doğru eğilmelerden de kaynaklanabilir. Skolyoz, çocukluk ve genç erişkinlik dönemlerinde omurganın üç boyutta eğrilmesi sırt ağrısıyla kendini belli edebilir. Bu sırt ağrıları hareketle artan dinlenmeyle geçen özelliktedir.
Enflamatuar (İltihaplı) romatizmal hastalıklar:
Enflamatuar, gece ağrıları diye adlandırılan bu sırt ağrıları hastalığın en çok bilinen belirtisidir. Gecenin ikinci yarısında uykudan uyandırabilecek şiddette görülür. Ağrıların yanı sıra eklem şişmeleri, sabah sertliği şikayetleri ortaya çıkar.

Romatizmal hastalıklarda erken tanıyla, hastalık nedeniyle ortaya çıkabilecek tahribat en aza indirilmeye çalışılır.
Osteoporoz adı verilen kemik erimesi hastalığı:
Özellikle geceleri sırtta şiddetli ağrılara neden olabiliyor. Yaşlı kadınlarda sırt ağrıları, osteoporoz nedeniyle ortaya çıkan osteoporotik yıkım adı verilen, omurların şekillerini kaybedip çökmesinden kaynaklanabilir.
Kanser:
Orta yaş üstünde (40 yaş üzerinde) omurgaya yayılmış kanser nedeniyle gece sırt ağrıları ortaya çıkabilir. Ağrıların bu yönde araştırılması gerekiyor. Hastalığın elenmesinde en kolay tanı yöntemi iki yönlü sırt grafisi çekmek.
Oransızlık problemleri:
Kilo ve boy endeksine göre göğüsleri büyük olan kadınlar sırt ağrısı çekebiliyorlar.
Kalp hastalıkları:
Kürek kemiğine vuran sırt ağrıları, kalp hastalıklarından şüphelenmesine neden olabiliyor. Safra yolları hastalıklarında sırt ağrısı ilk belirti olarak ortaya çıkabiliyor.
Zona:
Sinir uçlarında iltihaplanması sonucu ortaya çıkan hastalık hiçbir belirti vermeden sırt ağrısıyla kendini gösterebiliyor.
Psikosomatik neden:
Sırt ağrıları sadece yaşam koşulları ve strese bağlanmamalı. Her türlü hastalık irdelenmeli.
Ağrıları geçirmek için
Eğer sırtınız ağrıyorsa, yaptığınız iş ne olursa olsun o işi bırakın. Eğer sırtınızda sıcaklık da varsa, soğuk kompres uygulayın. Eğer sırtınız ağrırken aynı zamanda geriliyorsa, sıcak su torbasını sırtınızda gezdirin. Bu arada ağrı kesici bir ilaç da alabilirsiniz. Eğer iki üç gün içinde sırt ağrılarınız geçmezse bir doktora görünmelisiniz.
Uzun süre yatak istirahati yapmak, sırta destek veren kasları zayıflatabilir. Bu nedenle sadece yatarak ağrı geçirmeyi denemek yanlıştır. Bu arada yoga hareketlerinin sırt için son derece yararlı olduğunu belirtelim.
Sağlıklı bir sırt için tavsiyeler neler.
1 - Stres ve gerginlik, sırt kaslarının gerilmelerine neden olur. Bu nedenle haftada bir kez sırtınıza masaj yaptırın ya da yoga yapmayı öğrenin. Sırt kaslarının rahatlaması için bu önlemleri almak zorundasınız.
2 - Sırtın sağlıklı olabilmesi için doğru egzersizleri seçmek çok önemlidir. Yüzme ve yürüyüş sırt için ideal egzersizler olarak nitelendirilir, ama siz gene de bir doktora danışın.
3 - Oturduğunuz sandalye ya da koltuk, mutlaka çok rahat olmalı. Ve sırtınıza destek vermeli. Evde iş yerinde ve arabada bu hususa dikkat etmelisiniz. Yumuşak kanape ve koltukların arkalarına yastık koyarak destek almak gerekir.
4 - Yaşamımızın yaklaşık üçte birini uyuyarak geçirdiğimize göre yatağımıza da dikkat etmemiz gerekiyor. Yatağınız kalçalarınızın ve omuzlarınızın rahat edebileceği bir şekilde olmalı.
Sırt Kaslarınız İçin Yapabileceğiniz Basit Egzersizler
1. Boynunuzu Esnetin
Dik olarak oturun ve başınızı kendi etrafında döndürmeden omuzlarınıza doğru hafifçe eğin. Telefonla konuşurken ahizeyi bir sağ omuzunuza bir de sol omuzunuza koyarak bu egzersizi yapabilirsiniz.
2. Omuzlarınız İçin
Dik oturuş pozisyonunuzu bozmadan gece yatış pozisyonlarınızdan kaynaklanan sırt ağrılarınızı gidermek için omuzlarınızı önce öne sonra arkaya doğru düzenli rotasyon ile hareket ettirin.
3. Göğüs Kasları İçin
Dik oturur pozisyonunuzu bozmadan kollarınızı gergin olarak önde göğsünüze paralel şekilde birleştirin. Kollarınızın gergin olmasına özen gösterin ve elleriniz birbirine birleşik iken, başınızın üstüne doğru kol iç kasları ve gögüs kaslarınızın gerilmesini sağlayın.
4. Sırt Kaslarına Devam
Dik oturur pozisyonunuzu koruyarak Önce sağ/sol kolunuzu yana doğru açın. Elinizi bileğinizden yukarı doğru avucunuz dışa bakacak şekilde gerin ( Bu sizin alt kol iç kaslarınızı açacaktır). Pozisyonu bozmadan kolunuzu sırtınıza doğru gerin ve el bileğinizi kendi etrafında çevirin. Kolunuzu başınıza paralel kaldırın ve aynı hareketi tekrarlayın. Kütürdeyen kas seslerinizi duyacaksınız. Aynı işlemi diğer kolunuza da uygulayın.
5. Sıra Bacaklarda
Sırtınızı dik tutmaya çalışarak bacağınızı göğsünüze doğru çekin. Arka bacak kaslarınızın gerginliğini hissedene bu hareketi yapın. Pozisyonu bozmadan ayak bileğinizi kendi etrafında döndürün ve gergin durumdayken yavaşça sandalyenin yanına 2. şekildeki gibi bırakın. Diğer bacağınıza da aynı işlemi tekrarlayın.
6. Yan Bacak Kaslarınız İçin
Dik oturur pozisyonda önce sağ/sol bacağınızı dik olarak gövdenize paralel olarak uzatın. Bacağınızı gergin hale getirip ayak bileğinizden ayağınızı kendi etrafında çevirin. bol bol spor yapın.

ve en önemlisi sırt ağrılarınızı en aza indirmek için mümkün oldugunca agır yük kaldırmayın, ve spor yapın.